


Okuma Süresi: 6 dakika
Harvard Üniversitesi’nde yapılan kapsamlı bir araştırmada, Matt Killingsworth ve meslektaşları, gün boyunca farklı ortamlarda ortaya çıkan mutluluk düzeylerini ölçtüler. Çalışma; farklı yaş, ırk ve sosyoekonomik geçmişe sahip 15.000'den fazla katılımcı üzerinde gerçekleşti. Gün içerisinde kullanılan araştırma uygulaması, katılımcılara ne yaptıklarını, zihinlerinin ‘o anda’ olup olmadığını ve ne kadar mutlu olduklarını soran farklı mesajlar gönderiyordu.
Araştırmacılar, yaklaşık yarım milyon veri noktasını inceleme sonucunda; zihinlerin, zamanın neredeyse yarısında ‘başka yerde’ olduğunu keşfettiler. Bununla birlikte, insanlar yaptıkları işle tamamen odaklanmış bir şekilde meşgul olduklarında - ister çöpü dışarı atmak, ister lezzetli bir yemek yemek olsun - aynı aktiviteyi yaparken zihni farklı yerlerde dolaşan insanlara kıyasla; %10-20 daha mutlu olma eğilimindeler.
Bu veriler göz önüne alındığında, Killingsworth'ün tezi basittir: Mutlu mu olmak istiyorsunuz? Bedeninizin olduğu yerde olun.
Meditasyon
Günde sadece on dakikalığına yapılan meditasyon çalışmaları, bedenimizi ve zihnimizi ‘anda olabilmeye’ alıştırmak için mükemmel bir yöntemdir. Araştırmalar, farkındalık içerikli meditasyon çalışmalarının; odaklanma, duygu yönetimi, iş performansı ve yapıcı çatışma çözme süreçlerine katkı sağladığını gösteren bulgular sunuyor.
Bugün uygulanan sayısız farklı meditasyon yöntemi vardır. Meditasyon veya mindfulness odaklı çalışmaları yapabilmek için hiçbir ön şarta gerek yoktur. Hareketli, eylem-içerikli meditatif çalışmalar olduğu gibi; sessizlik içerisinde yapılan daha derin meditasyon uygulamaları da vardır. Bu gibi çalışmalar, zihni ve bedeni hizalar; ikisi arasındaki muhteşem bağlantıyı fark etmemizi sağlar.
Benzer şekilde nefes egzersizleri de vücudumuzda biriken olumsuz enerjiden kurtulmamızı sağlar. Yoğun bir yaşam tarzında bile, her biri 30 saniyelik küçük seanslar, iş stresinin üstesinden gelmemize büyük ölçüde yardımcı olabilir.
Erdil Yaşaroğlu’nun da meşhur karikatürlerinden birinde vurguladığı üzere; meditasyon salt dayatılan kalıplarla, zorlamayla yapılacak bir şey değildir. 
Meditasyon; bir yanıyla ‘kendini bırakabilmekle’ ilgilidir. Bununla birlikte, bu bırakma hali ile ‘odaklanmış’ kalabilmek arasında tatlı bir denge yakalamak mümkündür. Böyle bir denge ise, genellikle uzun zamana yayılan çalışmalarla keşfedilir.
Güne Başlarken ve Veda Ederken
Sabah ve akşam rutinleri, bedensel ve ruhsal sağlığınıza öncelik vermenin mükemmel bir yoludur. Gününüzün ilk 15 ila 60 dakikasını konsantre ve sakin bir şekilde geçirmeyi deneyin; sessiz ve odaklanmış bir halde su veya çay içmek, meditasyon yapmak, esneme hareketleri yapmak, rahatlatıcı bir kitap/metin okumak veya nefes çalışmaları yapmak uygulayabileceğiniz bazı seçeneklerdir.
Yalnızca sevdiğiniz bir müziği açıp, nefesinize odaklanmak da keyifli bir opsiyon olabilir. Sabah kalkar kalkmaz, hiç düşünmeksizin, aklınıza gelen her şeyi bir ‘günlüğe’ yazmak da, faydalı olduğu kanıtlanmış önemli bir rutindir. Yaptığınız şeyden ziyade; ondan keyif alıyor olmanız ve yaparken hiç bir zorlanma hissetmemeniz önemlidir.
Aynı şey akşam rutinleri için de geçerlidir. Önemli olan, mükemmel bir gece uykusunun tadına varabilmeniz ve tazelenmiş, enerjik bir şekilde uyanabilmeniz için işten ve ekranlardan uzak durmanızdır.
Teknoloji Detoksu
Teknoloji hayatımızın her yerinde mevcut ve çoğumuz bilinçaltında teknolojiyi işle ilişkilendiririz. Ekranla meşgul olmadığımızda bile Alexa -sanal asistan- bizi dinliyor, karşımızdaki duvara monte edilmiş bir TV duruyor ve telefonumuz cebimizde oluyor. Mekansal olarak bize en yakın olan şeyler, dünyamız üzerinde en büyük psikolojik etkiye sahiptir. Başka bir deyişle, çevremizdeki şeyler (teknoloji gibi), onlarla aktif olarak meşgul olmadığımızda bile bizi etkilerler.
Her gün 15 ila 75 dakikayı dijital ortamlardan uzaklaşabileceğiniz bir etkinliğe ayırın. Köpeğinizi yürüyüşe çıkarmak, çocuklarınızla oynamak, resim yapmak, aileniz veya arkadaşlarınızla akşam yemeği yemek gibi teknoloji olmayan bir ortamda tamamen orada ve ‘anda’ olmayı deneyimleyin. Bu günlük dijital detoksu kolaylaştırmak için evde bir veya daha fazla ‘teknolojik ürün içermeyen bölge’ bulundurabilirsiniz.
‘Fişi Çekmek’
Anne Lamott'un dediği gibi; “Fişini birkaç dakikalığına prizden çekerseniz, hemen hemen her şey yeniden çalışır. Buna bize de dahiliz.” Paradoksal olarak, daha fazla mola vermenin yaratıcılığı, üretkenliği ve genel sağlığı artırdığı gösterilmiştir.
Bazen yaptığımız işlerden o kadar bunalırız ki, her gün tekrar tekrar aynı şeylerle uğraşmak bir yüke dönüşür. Daha iyi bir yaşam, hatta sadece farklı bir şey bulma umuduyla yeni fırsatların peşinde koşarak epey enerji ve zaman harcayabiliriz.
Meditasyon veya benzeri pratikler yapmak; işimizi veya yaşamımızı değiştirmek zorunda kalmadan, halihazırda yaşamımızda bulunan her şeyi yeniden “değerlendirmemize”, onları farklı bir gözle görmemize yardım eder. Çünkü bazen ihtiyaç duyduğumuz, sadece “tazelenmek” adına bir ara vermektir. Ve bu dinlenmeyi, zihnimizde de yakalamak mümkün. Kısa fakat düzenli olarak yapılan meditasyon çalışmaları, tam da bunu sağlamaya yöneliktir.
Meditasyon zamanları, kendimize değerimizi hatırlatmak için güvenli bir alandır. Zamanla, olduğumuz kişiyi ve yaşamımızı tamamen kucakladığımız ve kabul ettiğimiz bir noktaya ulaşabiliriz.
Kaynaklar: