


Okuma Süresi: 23 dakika
Bu haftaki “Çocuklar ve Çalışan Anneler” temamızda Talentra’nın danışman annelerine bazı sorularımız oldu:
Çocuklar ile birlikte aynı evde çalışırken en çok ne tür zorluklar ile karşılaşıyorlar?
Huzurlu ve sağlıklı bir birliktelik sağlamak için buldukları pratik yöntemleri var mı?
Küçük çocuklarına iş ile ilgilenmeleri gerektiğini nasıl aktarıyorlar?
Başlarından geçen komik olaylar oluyor mu?
Yeni anne olmuş ya da olacaklara verebilecekleri öneriler var mı?
Uyku saat durumları :)
Şirketlerin İK departmanlarının annelere ne tür destekler sağlayabilecekleri
Gelin hep birlikte bu şahane annelerin deneyimlerini keyifle okuyalım.
Pandemi'nin bize tek faydası sanıyorum ki, Emir ile evde geçirdiğimiz zamanın çoğalması oldu. O, bir odada online derste, ben diğer odada bilgisayar başında geçirdik çoğu zamanımızı ama aynı evin içinde olmak bile çok huzur vericiydi. Araya yemek ve oyun molaları serpiştirdik, sinema ve cips kaçamakları yaptık, kendimize işaret dili geliştirdik çünkü Emir'in nedense hep ben görüşmede veya toplantıdayken sorular sorması gerekti :) Birbirimize, ayrı odalardan mesaj attığımız da oldu. Ama tüm bu süreçte Emir benim çalışma şeklimi, zorunluluklarımı ve çabamı daha rahat gördü, o evde yokken geçen zamanımı sorgulamaktan vazgeçti :)
Bu süreçte tüm gün çalışmam gereken zamanlarda sanki dışarıda mesaideymişim gibi hareket ettim, erken kalkıp yemek hazırlama, öğle molalarını kullanma, hafta sonları, hafta içi için hazırlık yapma gibi. Kimi zaman da yemekler dışarıdan geldi tabii ki :)

Kimi zaman ev işleri, Emir ve adaylar/müşteriler arasında yoruldum, dikkatim dağıldı, yetişemiyorum dediğim zamanlar oldu, evet, ama yine de istediğim an, Emir'le bir şeyler paylaşabilme lüksü vicdanen de bana iyi geldi. Benim için bu sürecin kolay yürümesinin en büyük sebebi de tabii ki Emir'in artık 10 yaşında olması ve sakin, kendi kendine zaman geçirebilen bir çocuk olması. Ama, daha küçük çocuğu olan anneler için keşke doğum ve süt izinleri, işten erken çıkma geç gelme vs gibi imkanlar en azından ilk 3 yıla yayılarak geliştirilebilse, annelerin en çok vicdan azabı çektikleri o ilk yılları, bir parça telafi edilebilir bu şekilde belki.

İşe gitmek için evden çıkarken “anne işe gidiyor” kavramını çok iyi anlamıştı 3 yaşındaki oğlum. Evde çalışınca ise “anne gitmedi ki” diye düşünüyor ve tamamen kendisi ile vakit geçirmemi istiyor. Evin bir odasını çalışma odası olarak tanıtıyoruz artık. Anne, o odaya girince işe gitmiş oluyor. Bu yaş grubunda sınırlar aşılmak isteniyor çoğu zaman. Kapı kapalı bir şekilde toplantı yaparken anneyi yanında isteyince kapılara tekmeler atılabiliyor.
8 aylık olan küçük oğlumun ağlama sesini duyduğum her an çalışma odasından çıkıp yanına gitme ve ağlamasını dindirme dürtüsü oluyor içimde. Bu da dikkat dağınıklığına neden olabiliyor maalesef.
3 yaşındaki oğluma iş/okul günlerini ve tatil günlerini anlattım. İş/okul günlerinde öğrencilerin okula gittiğini, okulunu bitirmiş her büyüğün işe gittiğini anlattım. Onun okulda arkadaşları ile çok eğlenceli vakit geçirdiği gibi benim de iş arkadaşlarımla eğlenceli vakit geçirdiğimi anlattım. Bunun karşılığında da yemek, oyuncak gibi ihtiyaçlarımızı karşılamak için para kazandığımızı anlattım. Arada “Ben de para kazanacağım” demesi dışında bir problem olmadı 😊

Global bir firmanın HR Müdürü ile görüşme yaparken, 3 yaşındaki oğlumun beni görme krizi tutmuştu. Bir süre kapıyı tekmeleyip çığlık çığlığa ağlamıştı. Karşımdaki kişi oldukça profesyonel bir şekilde, bir şey duyduğunu belli etmeden ve benim kötü hissetmeme sebep olmadan görüşmenin kısa sürmesi için elinden geleni yapmıştı 😊
İkinci hamileliğim döneminde evden çalışma lüksüne sahip olduğumuz için doğum zamanına kadar yoğun bir şekilde çalışmıştım. Bir müşterimiz bir toplantıyı doğum yapacağım güne koymak istemişti. Daha öncesinde de online görüştüğüm bir kişiydi, fakat hamile olduğumu anlamamıştı. “O gün doğum yapacağım, bir iki gün önceye organize etsek olur mu?” diye sorduğumda kısa süreli bir şok yaşamıştı. Neden izinde olmadığımı anlamamıştı.
Yeni anne olmuş ya da olacaklara vermek istediğim mesaj;
Çalışın 😊 Çalışmak anneye çok iyi geliyor, dolaylı olarak çocuklara da çok iyi geliyor.
Çocuklarla uyku durumum;
Bu çocukların hisleri gerçekten çok kuvvetli. Ne zaman “çok yoğunum, hiç zamanım yok” diye düşünürseniz o zaman kendileri ile ilgilenmemiz gereken şeyler çıkartıyorlar ve aslında her zaman onlar için zamanınız olduğunu hissettiriyorlar, en önemli olduklarını hatırlatıyorlar 😊 Örneğin benim çocuklar tam en yoğun iş günlerimde hasta olurlar, tam en yoğun iş günlerimde uyumazlar. Bir 3 yaşında çocuk bir de 8 aylık bebekle uyku saatim toplam maksimum 6-6,5 saat. Tabii ki bu kesintisiz bir uyku süresi değil. Çok yoğun bir haftada 1 ya da 2 saat uykuyla günü tamamlamam gerektiği çok oldu.
Renan 1 yaşındayken başladım evden çalışmaya. Şu an 4 yaşında ama henüz zaman kavramı tam oluşmadı. O nedenle bilgisayar başında oturduğum saatler, yaptığım görüşmeler ona bir türlü bitmek bilmiyor gibi geliyor ve bu nedenle oyuna başlamak ya da kucağa çıkmak konusunda sabırlı davranamıyor :)
Bulduğum pratik yöntemler; öğle arası vermeden, o okuldan gelene kadar zamanı çok verimli kullanmaya çalışmak. Böylelikle o geldiğinde işten saat 5’te paydos etmenin vicdan azabını yaşamıyorum (yaşamamaya çalışıyorum desem daha doğru olur aslında :)
Sorumluluk bilincini oluşturmaya çalıştığımdan; yaptığım işe, müdürüme ve müşterime söz verdiğimi ve doğru davranış sergileyerek sözümde durmam gerektiğini söylüyorum.
Başımdan geçen komik bir olaydan bahsedecek olursam, yabancı bir çalışma arkadaşımla yaptığımız toplantıda ayağımın dibinde oturmuş her söylediğimi tekrar ediyordu. Arkadaşım sesin nereden geldiğini anlayamadığından şaşkınlığını gizleyemez olduğu noktada Renan'ının olduğunu söyleyip, kucağımda görüşmeye devam etmiştik. İsterseniz o görüşmede çekildiğimiz bir fotoğraf var, paylaşabilirim :)
(ve paylaşıyoruz:)

Zamanı daha iyi yönetmek için önerim; okul çıkışı zamanına kadar mola vermeden çalışmak:)
Yeni anne olmuş ya da olacaklara kariyer hayatı ile ilgili vermek istediğim öneri;
İşe başlamak için acele etmeyin :)) Doya doya sarılın, oyunlar oynayın, hikayeler anlatın ona. Bol bol öpün, koklayın :)
Şirketin İK departmanları işimizi kolaylaştıracak ne destekler sağlayabilir;
Birçok kurum okulun ilk günü ve son günü çalışanlarına izin konusunda esneklik sağlar oldu, bunun tüm güne çıkarılması çok makbule geçer.
İş yerine bağlılığı arttırmak için de bir önerim olabilir. Çalışanlarına doğum günlerinde izin vermekle birlikte çocuklarının doğum günlerinde de izin verilebilir.
Bir önceki çalıştığım iş yerinde, Renan'ın doğum günü kutlaması için yarım gün izin kullanmak istediğimi söylediğimde maaşımdan düşülmeseydi daha mutlu olurdum.

Kızım Melis 11 yaşında ve eğitimi ile ilgili yerine getirmesi gereken sorumluluklardan biri de ödevler tabii :) Ödev saatinde, çalışma masamıza oturup Melis ödev yaparken ben de mutlaka yanında çalışıyor olmayı tercih ediyorum. İkimiz de görevlerimizi beraber, aynı ortamda yerine getiriyoruz. Bu rutin Melis'in motivasyonunu artırıyor.

Çocuklarımızın gözünde sadece anne değil; sorumluluk bilincinde, aktif, üreten bireyleriz. Çalışan anneler olarak, çocuklarımızın da güçlü sorumluluk bilinci ile yetişmelerine katkı sağladığımızı düşünüyor ve bizzat yaşayarak hissediyorum.

Benim çocuklarım artık 12 ve 14 yaşında, ama geçmişten deneyimler ile bazen bugün de yaşadığım deneyimler evden çalışmanın hem kolay hem zor olduğu yönünde. Bunu, en iyi kızımın şu cümlesi ifade ediyor: “Anne, varsın ama yoksun!”
İşimde verimli olmayla, çocuklarımın ihtiyaçlarına cevap vermeyi dengelemeye çalışıyorum. Bazen acil bir ihtiyaç olduğunda kuralları bozuyorum, ancak genelde belirli bir saate kadar ya da belirli bir sürede çalışabilirsem, onlara odaklı, “kaliteli” zaman geçirebileceğimizi ifade ettim hep. Bu, çok işe yaradı. Zaman kavramının en az olduğu yaşlarda bile, biraz beklerse, sabrederse onunla çok daha güzel ilgilenebileceğimi örnekleriyle gördü.
Neden çalıştığımı çok fazla maddi konuya bağlamadım, daha çok kişisel mutluluk ve benim mutlu olmamın onlara yansımasını anlatmaya ve hissettirmeye çalıştım. Onların anlayabileceği şekilde tabii. Örneğin benimle vakit geçirmek kızımı mutlu ediyor, ancak kendi başına bir oyuncakla oynamak, resim yapmak da istiyordu. Kendimi de bunlarla benzeştirecek şekilde ifade ettim. İş konusu neredeyse hiç şikayet etmediğim bir konu olduğu için benim işimi mutluluk verici ve annelerine iyi gelen bir şey olarak görüyorlar.
Zamanı yönetmek için, çocukların uyku saati konusunda disiplinli davrandım. Bulduğum her zaman kırıntısını verimli kullanmaya çalıştım. Çocuklarım için değeri düşük işleri başkalarından destek ile hallettim. Bazı konularda kendi annelerimize göre “kafası rahat” biri oldum.
Evden çalışma, dönüşümlü ya da kısmi süreli çalışma, vb. modellere çocuklarım daha küçükken daha çok ihtiyaç duymuştum. Ama o zaman şirketler ve ben kariyer olarak buna hazır değildik. Şimdiki durumdan çok memnunum. Şirketlere bu yönde daha çok imkan yaratmalarını tavsiye ederim.
Yeni annelere tavsiyem, esnek çalışma modelleri ve anneliğe olumlu yaklaşan kültürdeki şirketlerde çalışmaları. Olabilen her türlü bakım desteğini almaları, işlerini bırakmamaları. Çalışmak bana her açıdan çok iyi geliyor; mükemmel anne olma beklentimi azaltıyor, iş hayatında öğrendiklerimi aileme taşımama yardımcı oluyor, birey olmamı ve çocuklarımın birey olmasını kolaylaştırıyor, yaşam becerilerini artırıyor, üreten, öğrenen, zorluklarda pes etmeyen bir birey olma açısından rol model olmamı sağlıyor…
Anne olmak vicdan sorgulamasını beraberinde getiriyor. Ancak ben hep olumlu tarafa bakan biri olarak çalışmanın artılarına odaklandım. En önemli şeyin çocuklarımda aramdaki güven ilişkisi olduğuna inanarak en çok buna yatırım yaptım. Naçizane bunları tavsiye edebilirim. Tüm annelere keyifli bir annelik diliyorum:)
Talentra’nın bu haftaki yazısında da belirttiği gibi, 21. yüzyıla girerken ‘’Çocuk da yaparım, kariyer de‘’ mottosu popülerleşmesi ile birlikte, kadınların üstünde zaten yeterince yük varken bir de; eğitimli olmak, kariyer basamaklarını tırmanmak, ‘evli & mutlu & çocuklu’, ve her işi başarıyla yapan, araya çocukta girince, haa bir de bakımlı ve her daim fit…, vb. beklentiler ile kadınların üzerindeki baskı çok daha fazla arttığını düşünüyorum.

Ben de bu furyada kimi toplumdan kimi kendimden gelen bir çok beklenti ile özellikle pandemi döneminde kendi kendimi hayal kırıklığına uğrattığım, yetemiyorum yetişemiyorum diye veryansın ettiğim dönemler oldu. Sonra farkettiğim her şeyi yapmaya çalışırken bazıları ya eksik ya yetersizlik hissini beraberinde getirdiğinin ve her şeyden önemlisi oğlumun zamanından çaldığımın farkına vardım. Sonra, “bu böyle olmayacak” deyip belirli saatlerde sadece çalışarak, tüm işlerimi bitirmeye geri kalan saatlerde de, oğlumla daha çok ve kaliteli zaman geçirmeye özen gösterdim. Tabii iş kazaları olmadı mı, tabii ki de. Özellikle ben toplantıdayken – “Ben şimdi toplantıya gireceğim, biraz sessiz olman gerek” hiç dememişim gibi - tam toplantının ortasında ‘’Anne çişim geldi, ya da anne, anneeeee, anneeee seni çok seviyorum- fısıltıdan yükselen notalarla devam ederek, ta ki ben cevap verene kadar -. Şimdi bunlar eğlenceli ve komik anılar olarak anı defterine işlendi.
Şimdi, artık büyüdükçe çalışmak gerektiğinin, lego almak için para kazanmam gerektiğinin 😊 bilincinde, çok daha keyifli ve eğlenceli bir şekilde büyüyor(uz)😊

Zorluk olarak adlandırdığım bir durum yaşamıyorum diyebilirim. İlk bebeğim 10 aylıkken, çok yoğun tempolu kurumsal işime geri döndüm. Pat diye bırakıp giden bakıcılar, kameralardan çocuğu takip etmeler, uzayan mesailerde yaşanan iç sıkışması, sürekli bir kendini sorgulama hali ve uzatmayayım çok daha fazlası derken o kadar zorlandım ki... Şu an, onlarla birlikte aynı evde çalışmak benim için büyük keyif, büyük lüks ve her gün şükrettiğim bir durum. Bunda, çocuklarımın yaşlarının ve eşimin de evden çalışmasının büyük etkisi var. Tabii ki görüşmenin ortasında, bana bakıp nanik yapan, tuvaletinin geldiğini anlatmaya çalışan, normalde hiç izin almadığı bir şey için, o an dünyanın sonu gelmişçesine izin almaya çalışan suratlar görüyorum, ama bunların beni zorladığını söyleyemem. Şu zorluk var ki; onların ekran saatini kontrol altında tutmaya çalışırken, beni genelde bilgisayar başında ya da elimde telefonla gördükleri için, bazen kötü örnek olduğumu düşünüyorum. Onlar da benim instagram fenomeni olduğumu düşünüyorlar:)

İşlerimi mümkün olduğunca çocukların okulda ya da evde derste oldukları zaman planlamaya çalışıyorum.
Onlara, neden işle ilgilenmem gerektiği konusunu doğru aktarmaya çok önem veriyorum ve biraz felsefik yaklaşıyorum açıkçası, çünkü onlar için anne ve baba olarak örnek olduğumuza inanıyorum. Sorumluluk ve çalışma ile ilgili his ve düşünceleri, şu an bizi görerek bilinç altlarına yerleşiyor. Çalışmayı para kazanmak ile bağdaştırmamaya özen gösteriyorum. Onlara özetle şunu anlatıyorum. "Bu işi yapıyorum çünkü seviyorum. İnsanların sorunlarını çözmeyi, yardımcı olmayı, yeni insanlarla tanışmayı, konuşmayı, her yeni tanıdığım birinden yeni şeyler öğrenmeyi ve sohbet etmeyi seviyorum. Evet, bunu yaptığım zaman para da kazanıyorum çünkü vakit ve emek veriyorum. Ve evet bu işin bazen zor ve sevmediğim yanları da olabiliyor, ama onlar da bu işin bir parçası”. İşi para kazanılacak bir araç, zorla yapılması gereken bir külfet olmaktan mümkün olduğunca uzak tutmaya çalışıyorum. "Ben kamyon şoförü olacağım" dediklerinde “Seviyorsan neden olmasın, dünyanın en iyi kamyon şoförü olabilirsin" deme pahasına:), onların da, ilerde çok sevdikleri bir işi yapmalarını teşvik etmeye çalışıyorum. Bu şekilde, çok sevdikleri futbola giderken, erkenden antrenmana uyanabiliyorlar. Ev çalışmalarını yaparken şikayet etmiyorlar. Kısacası sorumluluk duygularının geliştiğine ve çalışma konusu ile ilgili olumlu bir algı edindiklerine inanıyorum.

Çocuğum ile ilgili çalışma hayatına yönelik başımdan geçen komik bir olayım deyince şunu hatırladım;
Çalışırken değil, ama çalışmadığım ve artık işe dönmek istediğim bir dönemde oğlumla arabadayken bir danışmanlık firması aradı. Oğlum 3 yaşındaydı ve işe gitmemi hiç istemiyordu. Ses araba hoparlörüne geçti ve oğlum bir iş için beni aradıklarını anlayıp feryat figan ağlamaya başladı. "Anne işe mi gideceksiiinn ne olur gitmeeee hayır anneee" şeklinde:) Danışmanla konuşmamız orada noktalandı:)
Zamanı daha iyi yönetme konusunda çok spesifik öneri ya da yöntemlerim yok, ama herkesin olmazsa olmaz değerleri vardır ve bu değerlerin de bir öncelik sıralaması vardır. Ben bu sıralama doğrultusunda zamanımı yönetmeye çalışıyorum. Örneğin, aile, sağlık herşeyden öncelikli. Bunlarda bir sorun varsa, sorumluluk kısmında plan değişikliği yapabiliriz. Ya da her şey iyi gidiyorken sorumluluklara ağırlık verebiliriz gibi. Bir de yazarak, işleri tablolarla görselleştirerek çalışmak benim zamanı daha iyi yönetmemi sağlar.
Yeni anne olmuş ya da olacaklara kariyer hayatı ile ilgili vermek istediğim öneriler;
Rahat olun, kendinizi tanıyın ve hayatınıza devam edin. “Şunu yapmam gerekir” gibi düşünmeyin. Mutluysanız işinize devam edin. Çocuğu evde bırakıp işe gitmek sizi çok mutsuz ediyorsa ve imkanınız varsa bırakın, işi hafifletin, evden çalışın, vs. Siz mutsuz olursanız, bütün gün çocukla da otursanız, o mutsuzluk çocuğa geçecektir. Siz tüm gün çalışıp eve mutlu geliyorsanız, birlikte geçirdiğiniz 15 dakikada mutluluğunuz çocuğunuza geçecektir. Ama hepsinin ilk koşulu kendinizi iyi tanıyın:)
Şirketin İK departmanları işimizi kolaylaştıracak ne destekler sağlayabilir;
Yapılabilecek o kadar çok şey var ki... Çoğu şirketlerin şık ofislerinde annelerin süt sağabilecekleri düzgün bir oda bile yok. Esnek çalışma, en azından belli bir gün sayısı kadar remote çalışma hakkı, belli bir gün çocuk izni (çocuğun veli görüşmesi, hastalığı, doktor randevusu vs) gibi gibi.
Okulların açılması ile birlikte evden çalışma konusunda bir rahatlama söz konusu oldu, pandemi sürecinde uzunca süre evden çalışıp, 2 çocuğumla ilgilenmenin zor yanları olsada genel olarak çok keyifli bir süreç yaşadık. Zor durumda kaldığım, isyan ettiğim anlar da oldu tabii:)
Örneğin bir aday görüşmesi yaparken, 4 yaşındaki oğlumun "anne bana süt ısıtır mısın" diye odaya girmesi ve ısrarla oracıkta benim görüşmem bitene kadar beklemesi, 8 yaşındaki kızımın kapının eşiğinde benim adaylarla olan görüşmelerimi dinleyip evde teatral hale getirip sonrasında beni taklit ederek canlandırması gibi değişik anılarımız oldu. Ben toplantıdayken içeride ne güzel sesleri çıkmıyor dediğimde ve toplantım bitip yanlarına gittiğimde boya çalışmaları yaparlarken salon koltuklarının akrilik boya olduğunu gördüğüm günler de oldu. Önceleri “Toplantı yapma benimle ilgilen” diye başlayan serüven sonrasında karşılıklı anlayışa döndü ve herkes sınırlarını öğrendi.

Annelerini örnek almaları, bir sonuca, hedefe yönelik severek çalışmasını görmeleri onlar için iyi bir rol model oluşturduğunu düşünüyorum. Çocuklarımız,ebeveynlerin neler söylediklerinden çok nasıl davrandığına odaklanırlar. Onlara iyi bir rol model olmak için çalışan, üreten, emek veren bir anne modeli olmak, hem anne hem de iş insanı olunabileceğini göstermek, benim için büyük bir motivasyon. Zamanı daha iyi yönetmek için hep alternatifler üretmeye çalışıyorum; örneğin, onlar okuldan geldikten sonra işe bir süre ara verip, onların yanında oluyorum ihtiyaçları ile ilgilenip çocuklarımla vakit geçiriyorum ve onlar 21:30’da uykuya geçtikten sonra, tekrar masa başına oturup aday raporu yazmak veya CV taramak gibi telefonda iletişimin olmayacağı işlerimi yapıyorum. Böylelikle onlarla vakit geçirmiş olmak hem içsel bir motivasyon sağlıyor, hem de işim aksamıyor.

En çok gürültü zorluğu yaşıyorum tabii ki :) Örneğin, plansız bir telefon geliyor, açıyorum ve o sırada oyun oynayan oğlum oyunun en heyecanlı yerinde "woow", "aaa" gibi seslerle bağırıyor olabiliyor. Bunun haricindeki ikinci bir konu da; ödevlerin takibi ve kontrolü konusunda. Şimdi okullar açıkken bir nebze daha rahat ancak geçtiğimiz yıl tamamen uzaktan eğitim varken, işin arasında ekran ile arama giren "anne şunları kontrol etsene.", "burada ne diyor, anlamadım." sorularıyla konsantrasyonun bir anda dağılması yine zorlayıcı oluyordu. Bunun haricinde mekansal da aslında zorluklar hissettim, ben kişisel alanını da önemseyen biriyim, yalnızlık, odaklı çalışma aradığım şeyler olabiliyor, hem iş sebebiyle hem de duygusal ihtiyaçlarla, pandeminin en başında evdeyken bu gerçekten zorluydu, kapıyı kitliyordum ama bir şekilde hala o ev içi gürültü devam ediyordu, vs.

Huzurlu birliktelik için, aslında ona biraz daha serbestlik tanımak, zaten koşullar yeterince limitlendiği için, ev içinde normal şartlar belki çok da izni olmayacağı şeylere göz yummak; evi olması gerekenden daha da dağıtabilmek, tablette geçirdiği oyun süresini bir tık daha arttırmak gibi. Bunun haricinde aslında enteresan bir şey oldu, bu süreçte mahalle arkadaşlığı geliştirdi, onlarla serbest zaman geçiriyor dışarda, bu da rahatlatıcıydı. Normalde belki bu yaşta dışarda yalnız vakit geçirmesine izin vermezdik örneğin ama en başta da dediğim gibi, zaten şartlar bazı kısıtlamalar getirdiği için bir yerleri de esnetmemiz gerekiyordu. Köpek sahiplendik, yine onun için biraz da, birlikte ev içinde zaman geçirebilmesi için. Onun dışında aile içinde de pandemi öncesi de olan ve pandemide de özellikle devam eden akşam aile oyunu saatlerini devam ettiriyoruz.
Zamanı iyi yönetme ile ilgili söyleyebileceğim; Denge. Sanırım en önemlisi. Belki de her şeyde olduğu gibi. Ve tabii ki çocuğunuzla kurduğunuz ilişki ve iletişime dair her şey. Küçük yaşlardan beri ektiğiniz her tohum öyle ya da böyle muhakkak hizmet ediyor aranızdaki ilişkiye. Can simidi oluyor. Onlar iyi ki varlar. Ve hepsinden öte gelecek onların.
Şirketlerin IK departmanları nasıl destek olur; şu an serbest çalıştığım için bir şey söylemem zor ama tam kapanmanın olduğu o günlerde bir kurumda çalışıyor olsaydım, koçluk desteği ve hatta iş yoğunluğu da çoksa beraberinde psikolojik destek almak güzel olabilirdi. Ek olarak; anne-çocuk iletişimine dair eğitim, seminerler de faydalı olabilir sanki. Okumaya ve bu konuya dair araştırma yapmaya çok da fırsatı olmayan çalışanlar için. Ve hatta, çok basit, sıradan ama anne-çocuğu mutlu edebilecek hediye çeşitli etkinlik biletleri örneğin. Ne güzel olurdu :)
💙