


22 Haziran 2020
Takvimdeki notlarıma baktım. İlk şiir okumamıza 2 Nisan 2020’de başlamışız. Covid-19 bizleri evlerimize kapadığında nasıl bir araya gelebiliriz diye düşündük ve aklımıza şiir okumaları geldi. O tarihte Dünya Sağlık Örgütü’nün sıralamasına göre Çin vaka sayısında ilk sıradaydı. Bizim Talentra şiir okumalarımız da böylece Çin şiirleriyle başladı, sonrasında vaka sıralamasına göre okumadığımız ülkelerin şiirleri şeklinde devam etti.
İlk hafta “Kimsenin ölümü, Çinli şair Li Po'nun ki kadar güzel olamaz” diyen Cemal Süreya da, sanki bizimle Li Po’yu anıyordu.
İkinci hafta sıra Amerika’ya geldiğinde Ölü Ozanlar Derneği filminin bir sahnesinde bulduk kendimizi. Tahta sıraların üstüne çıkmış, Walt Whitman’nın ‘Oy Reis, Koca Reis!’ şiirini okuyorduk.
İtalya’da ki ölümler Dante'nin Cehennemi’ndeki mısralar gibi acı veriyordu.
“Öyle acı verdi ki, ölüm acısı sanki;
ama ben, orada bulduğum iyilikten söz edeceğim,
gördüğüm, başka şeyleri söyleyeceğim. “
“Özgür olmayan insan nedir?
Söyle bana, Mariana...
Söyle seni nasıl sevebilirim
Özgür olmazsam.
Sana kalbimi nasıl açabilirim
Bu yürek benim değilse...”
Rus şairlerinden Vladimir Mayakovski’yi anarken, Nazım’ın öğrenci olarak gittiği Moskova’da Mayakovski’den etkilenmiş olduğunu öğrendik. Bu Rus şairin aşkına karşılık görmediğinde dile getirdiği dizeler, ne kadar da yalın bir dille bize bırakmayı da öğren diyordu.
"hayatın en hüzünlü anı,
mevsimine kapıldığın kişinin
bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını
anladığın andır…
bırak, gitsin…
... bırak, git…"
İngiltere, Almanya, Fransa’yı o günlerdeki vaka sayılarıyla Brezilya ve Hindistan takip etti. Pandemi sırasında haftalar geçtikçe biz evlerimizdeki şiir okumalarımızda yalnız olmadığımızı, aslında yüzyıllardır insanların sorunlarının her yerde aynı olduğunu şairlerin dizelerini okurken keşfettik. Biz şairleriyle, şiirleriyle o ülkelere virüs kaygısı olmadan gittik. Herman Hesse gibi öldük bütün ölümlerle biz şimdiye dek, ölülere ağıtlar, sevgililere baladlar okuduk. Fransız şairleri şarap kadehlerimizle, Hint şairleri tütsülerimizle karşıladık evlerimizde. 10 haftayı geçti şiir okumalarımız başlayalı.
Haftaya Perulu şairleri araştırmak için sözleştik. Peru’nun devamında Şili ve İran görünüyor bizim de şiirlerini keşfedeceğimiz, pandemiden en çok etkilenen ülkeler sıralamasında. Bu sıra maalesef Türkiye’ye yaklaşırken içimizde bir burukluk var. Kendi dilimizde, çevirmenlerin azizliğine uğramadan 4950 ölümüzün anısına okunacak ne çok şiirimiz var değil mi? 4950 hayat? 4950 Ölüm! Keşke bu sıra bir başka şeyin sırası olsa.
Şiirlerdeki umut var ya, işte o umut bizi her hafta bir araya getirmeye devam ediyor. Bir gün evlerimizden çıktığımızı, artık virüsten kayıplarımızın olmadığını hayal edebiliyoruz. Bu kayıplarımız bitecek ama şiir okumalarımız bitmeyecek. Sanırım bu virüs artık bizde şiire, şaire bağımlılık yaptı.😊