


Okuma Süresi: 9 dakika
Kültür
Türkiye ile yan yana koyunca İrlanda'yı, tabi herkesin deneyimi daha farklı olacaktır ama, ben her ikisini de sıcak kültürler olarak tanımlayabilirim. İrlanda'da yolda bir insana yaklaşıp soru sorduğunuzda; size sonuna kadar yardımcı olmaya çalışır. Bu açıdan Türkiye'ye benzer. Ama aşırı samimi olmak gibi bir durum da yok; yani her sıcak konuştuğumuz kişinin evine hemen gitmezsiniz; bu konuda da korumacıdırlar. Aileye verdikleri değer; Avrupa’nın diğer ülkelerine kıyasla daha farklı; geniş aileler İrlanda’nın gerçeği. Christmas günleri geniş aile toplantıları bunun getirdiği bir şey.
Buna ek olarak, bazı Rugby maçları günü, özellikle derbi benzeri büyük maçlarda, çok yaşlıca insanların da kadın, erkek, çoluk çocuk yollara döküldüklerini ve çok coşkulu olduklarını görebilirsiniz.
Barlarda vs. aşırı gürültü vardır; bu neşeli insanlar aynı zamanda çok da sesli konuşurlar. :) Havanın genel olarak kapalı olmasının getirdiği bir şey olsa gerek, insanlar genelde bar ve restoranlarda içeride otururlar ve aslında bu mekanların dışarda masası da ya yoktur ya da birkaç adettir.
Müzik ve dansa gelince, ben Karadeniz bölgesine çok benzetirim İrlanda'yı. Tulum ve gayda enstrüman olarak; horon ve İrish tap dance de danslar olarak birbirine benzer bence; her ikisi de coşkulu ve yüksek tempoludur.
Türkiye’nin yemek kültürünün dünyanın en iyisi olabileceğini de düşünüyorum öte yandan ve çok özlüyorum; bizimkiler kadar çok çeşit ve emekle yapılan yemekler sadece birkaç ülkede bulunabilir sanırım.
Türk edebiyatı, Türkçe’nin konuşana ve yazana verdiği kabiliyet ve hareket alanı çok az bulunur; Türk edebiyatı dünyanın en güçlülerinden olsa gerek.
Ama edebiyatı ve dili güçlü yapan şey, kelimelerin salt anlamları değildir ve o kelimeler ve deyimler laboratuvarda üretilmemişlerdir. Kimi zaman savaş, kimi zaman açlık, ekonomik zorluklar, coğrafyanın etkileri, sosyal coşkular ve etkinlikler gibi nedenlerle veya etkilerle şekillenir edebiyat. İşte bu açıdan İrish edebiyatı da batı toplumunda hayli yeri olan bir edebiyattır. Derindir, anlaması içine girmesi zordur çünkü çok yereldir ve çok büyük kitlesel zorluklardan hayat bulur. Ayrıca bu adaya ait yaşanmışlıkları ve buraya özgü hikayeleri barındırır. James Joyce önemli yazarlardandır mesela; okunması gerekir.
Buna karşın, İrlanda’nın kendine has müzikleri olsa da çeşitliliğini az bulurum. Çoğu da coşkuludur ama.
Ben buranın insanlarını, yeşil ama yemyeşil doğasını çok seviyorum. Eğer dağ bayır gezmeyi seviyorsanız; o durumda artık Game of Thrones dizisinin içinde gibi bir tatil veya hafta sonunuz olabilir isterseniz.

İş Fırsatları
İş fırsatları çok İrlanda’da. İşsizlik oranı sadece 5%. Bu çok iyi bir rakam ve zaten bu kadar işsizliğin de olması normal sayılır. Koca ekonomi zaten bu derece bir işsizlikle başa çıkacak güçte.
Çok uzun zaman önce konservatif hükümet liberal ekonomiyi anlamamış ve ithalata koyduğu yüksek vergiler, kurum vergilerinin yüksekliği (50%’ymiş önceden, şimdi 12,5%) vs nedenlerle 8 milyon nüfustan kısa bir süre sonra 4 milyona düşmüş. Sonrasında durumu tersine çevirmek için tüm partiler bir araya gelip ortak bir kalkınma planı yapmışlar ve özellikle teknoloji firmaları hedeflenerek lobicilik yapılmış ve çok avantajlı vergi imtiyazları sağlanarak firmaların burada ABD dışında kalan dünya için merkezler kurması sağlanmış.
Bi kere büyük ve prestijli firmalar buraya gelince artık burada yetenek stoğu arttığı için, diğerleri için vergi avantajı tek neden olmaktan çıkmış; onun yerine yetenek stoğu çok olan bir yer gibi hedeflenmiş. Devlerin olduğu yerde iş bulmak daha kolay çünkü devler burda hem çok büyüyor hem de belirli bir çalışan kaybı da yaşanıyor normal olarak. Ayrıca, burada yeteneğin kendisine daha çok bakarlar; yani CV’den daha önemlidir kişinin kendisi. Üniversite mezuniyeti bile sormuyor çoğu teknoloji firması artık; ilanlarına bakıp görebilirsiniz.
Yalnız devler çok olduğu için onların yanında, yakınında start-up kurmak zor gibi; çünkü aynı yetenek için dünyanın en büyük firmalarıyla yarışmak zorunda kalıyor start-uplar.
Buraya okumaya gelmelerini tavsiye ederim burada çalışmak isteyen yeteneklerin, bu, İrlanda'ya girmek için iyi bir yol ve mezuniyet sonrası bir çalışma izniniz de oluyor. Bunun dışında teknik bir çalışan değilseniz, genelde Türkçe bilen şartı aranan roller daha uygun başvuru için; çünkü aksi halde onların da size vize almaları imkansız neredeyse. Mühendisler için ise böyle bir durum yok; her yerde mühendise kapılar açık denebilir.
Genel olarak teknoloji firmaları çok büyüdükleri için ilk hedefiniz olabilirler. Bazen de bu büyük firmalara destek veren küçük firmalar veya outsourcing firmalarda baslamak bir seçenek oluyor çoğu kişi için; sonrasında asıl firmaya geçebiliyor veya başka bir firmada iş bulabiliyorlar.
Sadece okumaya gelmek değil; eğer amaçlıyorsanız ara sıra gelip yazını kışını görmenizi tavsiye ederim; İrlanda her gelenin hemen seveceği bir yer olmayabiliyor havasından dolayı. Kendinize bu şansı verin mutlaka; pat diye toparlanıp gelmeyin kesinlikle.
Burda ev bulmak çok zordur; geldiğinizde en büyük derdiniz başınızı sokacağınız bir ev bulmak olur. Genelde insanlar ev girişlerinde kuyruk olup 5’er dakika evi gördükten sonra teklif verir ve oradan ayrılırlar. Sonra evi size verirler veya vermezler. Can sıkıcı bir iş denebilir.
İletişim
İnsanların birbiri ile iletişimi çok iyi. Çok sıcaklar İrlandalılar ama burda her milletten insan var; yolda gördüğünüz kişiler her milletten olabiliyor. Bu nedenle burası insan çeşitliliği konusunda muazzam zengin. Türkiye’den çok farklı bu açıdan. Toplumsal çeşitlilik konusunda İrlanda’nın notu Türkiye’ye göre daha yüksektir bana göre. Türkiye'de kötü niyetli olmasa bile insanların, bazen bu toplumsal çeşitlilik kurallarını çiğnediklerini görüyorum; örneğin göçmenlik probleminden bahsederken iş, bir göçmenlik problemi gibi değil de bir ulusun yol açtığı bir problem gibi duyulabiliyor, aklınıza güncel örneği gelmiştir. Burada ise yan masanızda oturan bir arkadaşınızı gücendirebilirsiniz bu şekilde ve hatta işinizden de olabilirsiniz bunu yaptığınız için; bu çok net. Benim çalıştığım şirkette nerdeyse 50 millet çalışıyor; bir problemden bahsederken milliyet üzerinden bahsetmeyiz ve gerçekten de öyle konuşmak bizi bir yere de vardırmaz.
Gerçekten çeşitliliği yüksek bir arkadaş çevreniz olabilir burada ve herkes iletişime çok açık. Toplumsal çeşitliliğin en büyük kümesi olan kadın-erkek konusu da böyle; kimsenin “kadınlar da fena araç kullanıyor” gibi saçma bir düşüncesini seslendirebileceğini sanmıyorum. Bu bir işten atılma sebebi olabilir; çünkü apaçık bir ayrımcılık. Negatif etki oluşturuyorsunuz karşıda. Ve emin olun Türkiye'de kadınlar biraz bile çekiniyorsa araç kullanmaktan, erkeklerin bu yargılarını sürekli bir şekilde seslendirmelerinde büyük pay aranmalı. Kadınların üzerine büyük yük oluyor bu sesli yargılar. Bakın burada yok böyle bir yaklaşım ve kadınlar da gayet iyi araç kullanıyor.
Öte yandan bazı net kuralları var iletişimle ilgili; örneğin ufak çocuklarla yetişkinlerin iletişimlerine çok dikkat ediyorlar; yetişkinler kendilerinin olmayan bebek ve çocuklara çok yaklaşmıyor, fiziksel müdahalede bulunmuyorlar, niyetleri iyi olsa da. Veliler kendi çocuklarını okula verdiklerinde sanırım bu anlatılıyor onlara.

Ben genel olarak İrlanda’yı seviyorum; tavsiye ederim hayatınızın bir yerinde iyi bir durak olabilir kariyeriniz için. Öte yandan, start-up gibi daha ufak organizasyonlarla karşılaşmak istiyorsanız, daha startup kafası olan yerlere yönünüzü çevirebilirsiniz örneğin; Berlin, London, Amsterdam, Tallin gibi.
Eğer kapalı havaları severim diyorsanız; burası sizin için biçilmiş kaftan. Öyle her gün kapalı gibi düşünmeyin; hep yağış var ama güneş açtığında harika renkler görüyorsunuz ve doğa bu yağışlardan hayli besleniyor; görsel şölen şehir dışında da sizi bekliyor.
Çok çeşitli milletleri tanıyayım diyorsanız; sanırım tüm Avrupa bu konuda iyi ama Dublin açık ara bir expat cennetidir.