


Okuma Süresi: 8 dakika
Afrika kendi içinde bölgelere ayrılmış olarak, kuzeyi ve güneyi arasında çok büyük farklar olan bir kıta. Öyle ki, Afrika’nın kuzeyi Orta Doğu içerisinde sayılmakta, şirketler bölge planlamalarını yaparken zaman zaman buradaki ülkeleri Orta Doğu pazarına dahil etmekte.
Kuzey Afrika, güneyinden ve orta bölgelerinden göç aldığı gibi aynı zamanda Asyalı göçmen işçileri de barındırmakta. Petrol açısından zengin olması nedeniyle kendi içinde bir kapital barındırması bölgeyi ilgi çekici bir pazar haline getirirken çalışanlar için dezavantajlı olan bir takım koşullar da mevcut. Bu koşulları listelemeye çalıştık.
Cinsiyet Eşitliği - Kadınların Çalışma Hayatına Katılımı
Herhangi bir ekonomide en çok göz ardı edilen insan kaynağı, nüfusunun yarısı olan kadınlar. Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da kadınlar yüksek eğitimli, ancak yetenekleri kayıtlı ekonomide genellikle yetersiz istihdam edilmekte. Bölge, kadın kapasitesinin dünya ortalamasından %30 daha azını kullanıyor. Ekonomilerinin tam kapasitesini geliştirmek için bölgedeki liderler bu gizli yeteneğe bakmalı.
Öte yandan ILO’nun(International Labour Office) yayınladığı rapora göre, cinsiyet ayrımcılığı bölgenin tam üretken potansiyelinden yararlanmak için hâlâ büyük endişe duyulan bir alan olmaya devam ediyor. Kadınların işgücüne ve ücretli istihdama katılımı, dünyanın hemen hemen tüm bölgelerinde %56,6 ile artış eğilimini sürdürürken ne yazık ki, Kuzey Afrika ve Orta Doğu için işgücüne katılım oranı tüm bölgeler arasında en düşük seviye olan %32.
Bölgedeki kadınlar için son yıllarda elbette bazı olumlu gelişmeler oldu. Orta Doğu ve Kuzey Afrika %28,2 ile tarım dışı ücretli istihdamda kadınların en düşük payına sahip olsa da, bölge için bu değişkendeki artış son on yılda %3,7 arttı.
Göçmen İşçiler - Etnik Köken Bazlı Ayrımcılık
Yabancı uyruklu işçiler birçok ülkede işgücünün önemli ve artan oranlarını temsil ettiğinden, göçmen işçilerin kötü durumu büyüyen bir endişe kaynağıdır. Kuzey Afrika’da, güney ve orta bölgelerden ve Asya ülkelerinden gelen göçmen işçiler, işgücünün yüzde 50'sinden fazlasını temsil ediyor. Bölgenin orta ve güneyinden gelen göçmenlerin genelde motivasyonu, kuzeyde para biriktirdikten sonra Avrupa ülkelerine giderek bir yaşam kurabilmek. Bu işçilerin çok çok azı bu hedefi gerçekleştirebiliyor.
Kadın göçmenlere yönelik işler, daha az düzenlemeye tabi sektörlerde yoğunlaşmakta ve bu da onları göçmen erkeklere göre sömürüye ve eşitsiz muameleye (ör. tarım, seks endüstrisi, ev işleri) karşı daha savunmasız hale getirmekte. Ev işçileri, ağırlıklı olarak kadın göçmenlerden oluşmakta.
Çalışma koşulları büyük ölçüde farklılık gösterse de, bu işçiler taciz, işverenler tarafından şiddet ve iş bulma kurumları tarafından baskı, zorla çalıştırma, düşük ücretler ve yetersiz sosyal güvence dahil olmak üzere her türlü ayrımcılığa, sömürüye ve suistimale karşı özellikle savunmasız durumda. Çalıştırılmak üzere işe alınan göçmen işçilerin pasaportlarına el konulup, iletişim hakları sınırlandırılmakta.
Uyruğa göre ücret ayrımcılığı da oldukça yaygın. Örneğin Filipinli işçiler nispeten yüksek ücret alırken, Endonezyalı ve Sri Lankalı kadınların çoğuna asgari ücret dahi ödenmiyor. Orta ve Güney Afrika’dan gelen göçmenlerde ise Etiyopyalı ve Somalili göçmenler en düşük ücretlerle çalıştırılıyor veya hiç çalıştırılmıyor. Sudan’dan gelen göçmenler daha nitelikli işlerde çalışabilirken, Ganalı göçmenler becerilerine rağmen temizlik işlerinde yer alabilmekteler.
Dini Sebeplerle Ayrımcılık
Din özgürlüğünün olmadığı veya bir devlet dininin diğer dinleri dezavantajlı duruma düşürme veya dışlama eğiliminde olduğu toplumlarda dini ayrımcılık genellikle daha fazla ve daha şiddetli bir şekilde görülüyor. Ayrımcılık biçimleri, belirli dini gruplara mensup başvuru sahiplerini hariç tutan iş ilanlarından veya göçmen işçilerin dinlerini açıkça uygulamalarını engellemekten oluşuyor.
Ayrımcılığın en dirençli biçimlerinden biri, Mısır'da eğitime eşit erişimden ve işe alma ve terfi konusunda eşit fırsatlardan mahrum bırakılan Kıptilerin hedef alınması. Çok azı Hükümetteki kilit pozisyonlara atanmış veya parlamentoya aday olabilmiş durumdadır.
Polis akademilerine ve askeri okullara Kıptilerin kayıtları sınırlıdır ve çok azı öğretmen ve profesördür.
Orta Doğu'da kast veya benzeri katı sosyal tabakalaşma sistemlerinden kaynaklanan ayrımcılık da gözlemlenmektedir.
İşsizliğin Yüksek Olması
Kuzey Afrika bölgesi insan kaynağından en iyi şekilde yararlanma konusunda küresel topluluğun gerisinde kalıyor. Ülkelerin işgücünün refahını ve üretkenliğini ne ölçüde optimize ettiğini ölçen Dünya Ekonomik Forumu'nun İnsan Sermayesi Endeksi, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın ortalama olarak, karşılaştırıldığında tam beşeri sermaye potansiyelinin yalnızca %62'sini yakaladığını tespit ediyor. Dünya ortalaması ise %65.
Şu anda bölge nüfusunun yaklaşık yarısını 25 yaşın altındaki gençler oluşturuyor. 2030'a kadar, bunun dörtte bir oranında artması bekleniyor ve bunun önemli bir kısmı çalışma çağına gelmiş olacak. Bölge genelinde, ülkeler genç nesillerinin eğitim kazanımlarını dikkate değer oranlarda iyileştirdi, ancak mezunlar toplam işsiz havuzunun yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Bu, hükümetler ve işletmeler için hem bir zorluk hem de bir fırsat teşkil ediyor: Onurlu ve üretken işler yaratarak bu gelecek vaad eden neslin yeteneklerinden nasıl en iyi şekilde yararlanacaklar?
ILO çalışmaları, Kuzey Afrika'daki işgücü piyasası durumunun birçok yapısal zorlukla karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor. Birincisi, özellikle gençler ve kadınlar için düşük istihdam-nüfus oranları. "Çalışabilecek 100 kişiden sadece 40'ı Kuzey Afrika'da çalışıyor. Konferansta tartışılan bildirilerden birine göre, kadınlar için bu oran 100 üzerinden 20 ve gençler için 100 üzerinden 24.
Yüksek işsizlik tüm gelir ve eğitim seviyelerinde yaygın. Kısaca üniversite diploması almak için çok çalışmak iyi bir iş bulacağınız anlamına gelmiyor ve bu kısmen eğitim kalitesinin düşüklüğünden kaynaklanıyor.
Yüksek işsizlik seviyeleri başka bir zorluğa da yol açmakta. ILO’dan Nicole Schmidt'e göre, Kuzey Afrika'da çalışan bir kişinin ortalama olarak 2,4 kişiyi desteklemesi gerekiyor ki bu “çok yüksek bir seviye”.
Bir diğer sorun da yaratılan işlerin kalitesi.
Düşük Ücretli İşlerin Artması
Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) "Kuzey Afrika'da İstikrar ve Sosyo-Ekonomik ilerleme için İstihdam" adlı konferansına göre, son on yılda Kuzey Afrika'da yüksek düzeyde ekonomik büyüme istihdam yarattı ancak bunların çoğu düşük ücretli.
Kuzey Afrika'da istihdam edilmek, yoksulluk sınırının altında yaşayan ve çoğunluğu kayıt dışı sektörde çalışan insanlar için yoksulluktan kurtulma anlamına gelmiyor, çünkü ücretler çok düşük.
Bölgedeki yüksek işsizlik oranları ve düşük kaliteli işler, demokrasi ve sosyal diyalog eksikliğinin yanı sıra yapısal ekonomik sorunlardan kaynaklanıyor. Tarımdan sanayi ekonomilerine yavaş bir yapısal geçişin de büyük etkisi mevcut.
Neredeyse her üç kişiden biri tarımda çalışıyor. İnsanlar genellikle hizmet sektörüne giriyor, ancak esas olarak düşük verimli hizmet sektörü işlerine veya kayıt dışı ekonomiye geçiyor.
Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan zorluklar, tarımdan sanayiye geçiş yapan, gelişmekte olan ve genç popülasyonu yüksek ülkeler için uyarıcı bir model teşkil ediyor. Bu bölgelerde yaşanan sorunların çözümü üzerine çalışmak, teknoloji alanındaki işleri artırmak - eğitimin kalitesini geliştirmek ve çalışma koşullarını düzeltmek atılabilecek mantıklı adımlar gibi görünüyor.
Kaynakça
Discrimination at Work in the Middle East and North Africapdf
Low pay, poor conditions leave North Africans struggling to survive: ILO - Economy - Business