


Okuma Süresi: 5 dakika
Yaz gelip de sıcaklar bastırınca, tatil düşüncesi kaçınılmaz. 4 mevsimin de yaşandığı Türkiye’de, yaz gelince özellikle güney sahillerine inmek, mümkünse - denk geliyorsa bayram tatillerini izinle birleştirmek, bütün sene içinde bulunduğumuz akışa ara vermek her birimizin hayali olur hemen hemen.
Yalnız yaz da değil, bazen çocukların yarıyıl tatiline, bazen yılbaşına bazen de yaz mevsimi içinde olmayan doğum günlerine denk getiririz tatilleri. Özellikle Covid-19’un hayatımıza getirdiği evden çalışma ve kapanma göz önünde bulundurulursa, son derece odaklandığımız ve sosyal hayattan uzaklaştığımız akıştan çıkarak - biraz nefes almak bazen geri dönüşü zorlaştıran bir süreçle sonuçlanabiliyor. Alıştığımız o düzenin dışında kendi eğlencemize ve isteklerimize odaklanmak, zorunluluk ve sorumlulukların ön planda olduğu iş dünyasının düzeninden bizi uzaklaştırıyor. Pek çok şirket ve çalışan da, bu tatil sonrası dönüşün nasıl bir zorluk yaşattığını bilir.
Bu zorluk öte yandan, yalnızca tatil dönüşünde değil, tatile geri sayımımız başladığında da yaşanabilir. Sabah uyanıp, bilgisayarın başına geçtiğimizde uykusuzluğumuzu, gözlerimizin yandığını hissederiz. Gelen her mail başka bir yük gibi omuzlarımıza biner. Önümüzdeki hafta bu çile sona erecek, haydi bir gayret bu günü de bitireyim diyerek motive etmeye çalışabiliriz kendimizi. Ancak bu zaman zaman işe yaramaz, tahammülü ve odağı neredeyse kaybolmuş bir şekilde çalışmayı deneriz. Bu da bizi, kaçınılmaz olan tatil sonrası bıkkınlığa son hızla sürükler.
İzin sonrası istifa sendromu
Tatile gittiniz, tatilden döndünüz. Zaten tatil öncesi hafta işlerinizi dönüş haftanıza ertelemiştiniz. İzinde olmanıza rağmen, mailler aldınız, bu maillerin tatil öncesi kurduğunuz otomatik maillerle cevaplandığını gördünüz. Bazı konularda yardımınıza ihtiyaç oldu -siz bundan emin değildiniz ama- tatildeyken arandınız. Bazen sizden destek istendi. Siz yokken de pekala halledilebileceğini düşündüğünüz işlerin hallolmadığını, sizi beklediğini gördünüz. Artık bu işi yapmak istediğinizden emin bile değilsiniz. Belki de güneye yerleşip bir kafe açmalısınız? Ya da sorun çalıştığınız şirketle ilgili. Belki başka bir yerde, yeniden başlamalısınız. Bu kadar yoğun çalışmanın anlamı var mı, artık bilmiyorsunuz. Ve evet, o düşünce gelip sizi buluyor. Acaba istifa mı etseniz?
Bu düşünceler zihninizde dönüp dururken çalışmak ne denli zor…
Ne yapılabilir?
Planlama
Öncelikle gitmeden önceki sürece odaklanalım. İzinden önceki özellikle son hafta, günde 6-8 saat kadar odağınızı koruyarak çalışmak zor. Gününüzü bu durumda saatlere bölebilirsiniz. 2 saat çalışıp, yarım saat günün kalanını planlayabilirsiniz. Tekrar 2 saat çalıştıktan sonra, tatil dönüşü hangi işlere öncelikli olarak bakacağınızı listeleyebilirsiniz. Gününüzü bu şekilde periyotlara bölerek veriminizi arttırabilirsiniz.
Tatil dönüşünü, tatil öncesinden planlamak her zaman iyi bir fikir. Dönüşünüzde karşınıza çıkan sürprizler illa ki olacaktır. Ancak dönüşünüz için önceden bir plan yapmak, tatil süresince yaşayacağınız kaygıyı dindirip, daha kontrol altında hissetmenizi sağlayabilir. Örneğin ilk gün e-maillerinize yanıt verip, gün sonunu haftanın kalanındaki “acil” işleri bir sıraya sokmaya ayırabilirsiniz.
E-mailleri etiketlemek
E-maillerinize yanıt vermek demişken… Gelen kutunuzda [ACİL] etiketi ile atılmış e-mailler bulabilirsiniz, yanıt bekleyen maillerin hepsi bir anda üzerinize yağabilir.
İlk gün düzenlemesinin, ilk eylemi olarak maillerinizi kategorilere bölebilirsiniz. “Bugün yanıtlanacak e-mailler”, “Bu hafta yanıtlanacak e-mailler”, “Silinebilir” gibi etiketlerle e-maillerinizi gruplayarak, gruplamanız bittiğinde sıradan gitmek yerine kategorileriniz üzerinden gitmek daha verimli ve derli toplu bir his verebilir.
Küçük adımlar
Döner dönmez eski performansınızı kazanamayacağınız bir gerçek. Günün sonunda akıştan çıktınız ve 5-6-10 vs. gün boyunca başka bir rutinde yaşadınız. Bu akıştan çıkışın da bir adımlaması olmalı. İlk günlerinizde kendinizi alıştığınız iş rutinine girmeye zorlamamak bir seçenek olabilir. Uyanıp bir kahve içmek, birkaç dakikalık sevdiğiniz bir şarkıyı dinlemek, kısa bir video izlemek, meditasyon yapmak gibi kendinizi önemsediğiniz aktivitelerle güne başlayabilirsiniz. Sakin ve rahat hissetmeye odaklanıp, ardından işe başlayabilirsiniz.
Önemli olan işi ne kadar panik içinde ve ne kadar çabuk bitirdiğiniz mi, ne kadar doğru ve az revizyonla, sürekliliği ve konforunuzu koruyarak bitirmek mi? Aradaki seçim, sizin alacağınız aksiyonları belirleyecek.
Bir gün önceden dönmek
Evet tatilin son gününe kadar kalmak harika. Ancak ertesi gün uyanıp bir kafa karışıklığı ile karşılaşmak yerine bir gün önceden dönmek, eşyaları yerleştirmek, evdeki rutini hatırlamak ve ertesi gün için kendini hazırlamak da iyi bir yöntem olabilir.
Gerekli olmayan toplantıları ertelemek
Bir süredir işin başında olmadığınız için, ilk haftanız muhtemelen kaçırdıklarınızı telafi etmek ve güncel rutini yakalamak ile geçecek. Bu nedenle odaklanarak çalışmanız önemli olacaktır. Ayrıca sizin gibi akıştan çıkmamış, iş hayatına aynı tempo ile devam eden iş arkadaşlarınıza yabancılaştığınızı hissetmek de size iyi gelmeyebilir. Bu nedenle eğer imkanınız olursa, toplantılarınızı dönüşünüzden sonraki haftaya ertelemek - talep ve ihtiyaçlara mümkün mertebe e-mailler üzerinden yanıt vermeye çalışmayı deneyebilirsiniz.
Bütün bunları, izne ayrılmadan önce planlayarak dönüşünüzü kolaylaştırabilirsiniz. Ama denediniz ve baktınız olmuyor, gerçekten istifa etmek istiyorsunuz, Talentra ile iletişime geçebilirsiniz. Danışmanlarımız sizin için uygun fırsatlarda sizinle iletişime geçmekten memnuniyet duyarlar.
İyi tatiller!