


Okuma Süresi: 5 dakika
European Leadership University’de ürün yöneticiliği ve Grow with Tech’te kurucu ve eğitmenlik yapan Didem Yeşil, dijital eğitim tasarımı ve tasarımcılığı hakkında değerli bilgilerini bizimle paylaştı.
1- Etkili bir Dijital Öğrenme deneyimi için olmazsa olmazlar nelerdir?
Etkili dijital öğrenmenin ilk adımı öncelikle iyi bir öğrenme tasarımı. Bu öğrenme tasarımı öğreneni merkeze alan, hem tek başına öğrenmeye hem de grupla etkileşime yer veren, eş zamanlı (canlı dersler gibi) ve (kendi hızında) eşzamansız öğrenmeyi dengeli şekilde harmanlayan, bol bol geri bildirime yer veren tasarımlar olmalıdır. Sıklıkla yapılan hata, eğitmenin veya öğretmenin sürekli anlatıcı olduğu öğrenenin ise dinlemede kaldığı online ortamlardır. Yüz yüze öğrenmede dahi dengeli şekilde yer verilmesi gereken "bilgi aktarımı" , "konu anlatımı" gibi öğreneni pasif dinleyici modunda bırakan ortamlar çevrimiçi öğrenmede daha da fazla hüsran yaratacaktır. Öğrenenin aktif katıldığı, sosyal olarak varlık gösterebildiği, deneyip uygulama yaptığı ve geri bildirim aldığı eğitim öğretim ortamları çok daha etkilidir.
2- Dijital Öğrenme alanını kariyer olarak seçeceklere tavsiyelerin neler?
Bu kariyer alanının gittikçe öneminin arttığını düşünüyorum. Öncelikle üniversitelerin BÖTE (Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü) gibi bölümlerinden mezun kişiler, öğretmenlik dışında bu alanda kariyerlerini rahatlıkla ilerletebilirler. Kurumsal dijital eğitimlerin geliştirilmesinde hem eğitim tasarımı bilen hem de teknolojiyi çok iyi kullanan kişilere ihtiyaç git gide artıyor. Böyle bir bölümden mezun olmamış ama bu alana girmek isteyen kişiler için ise eğitim teknolojileri alanında yüksek lisans yapmalarını öneririm. Eğitim teknolojileri alanı, başlı başına ciddi bir disiplin ve arkasında birçok teori, çerçeve ve model olan ve teknolojik araçları kullanmanın ötesinde, kendi içinde bilimsel araştırmaları barındıran derin bir alan. Dolayısıyla bu alanı doğru şekilde anlamak ilk adım olacaktır.
3- Pandemi süreci ve beraberinde gelen dijitalleşme “Dijital Öğrenme” alanında nasıl değişimlere yol açtı?
Öncelikle, daha önce hiç bu alanı deneyimlememiş birçok kişi ve kurumun dijital eğitimi deneyimlemesini sağladığı için belki 20-30 yılda gelebileceğimiz noktaya 2020 yılında 2-3 ayda gelmiş olduk. Bu süreçte birçok eğitmen veya öğretmen canlı konferans araçlarıyla bağlantı kurarak eğitim yapmanın bir seçenek olabileceğini anlamış oldu. Ancak bu sürecin hem olumsuz hem de olumlu yanlarını gördük. Mekan ve zaman bağımsız bir eğitim bir alternatif veya tamamlayıcı bir seçenektir ancak alt yapı, teknolojiler, eğitmen veya öğretmenin dijital becerileri, öğrenenin hazır bulunuşluğu gibi noktalarda eksikler varsa iyi sonuçlar hala alamıyoruz. Zannediyorum ki bu eksiklerimizin birçoğu bu süreçte yüzümüze bu tokat gibi çarpmış oldu ve bunların hepsi bu alanda daha iyi örnekler ortaya koyabilmemiz için birer yeni fırsat. Bununla birlikte, bu kadar dijital içerik veya kaynak varken eğitmen veya öğretmenin öğrenme sürecindeki rolü değişmeye başlayan bir diğer konu. Bununla ilişkili olarak uzun vadede ise, okulun yani fiziksel binaların ve sınıfların öğrenme ve gelişimdeki azalan etkisi okulları yeniden kurgulamamız noktasında bir zihin değişikliğine yol açacaktır.
4- Dijital Öğrenme teknolojinin gelişmesiyle ne kadar ve nasıl değişimlere uğruyor? Değişmeyen, sabit kalan yanları neler?
Dijital öğrenmeyi mümkün kılan bazı iletişim ve etkileşim teknolojileri hızla gelişiyorlar. Sadece yan yana yapabileceğimizi düşündüğümüz birçok öğrenme faaliyetinin dijital ortamlarda da rahatlıkla yapılabildiğinin artık farkındayız. Örneğin büyük gruplar halinde bir araya gelip, etkili şekilde ortak çalışmalar yapabiliyoruz, veya online bir eğitim videosunu etkileşimli hale getiren, öğrenme datası tutan ve raporlayan yazılımlar gibi birçok gelişmiş platform mevcut. Dijital eğitime ilgi ve talep oldukça teknoloji şirketleri de ürün ve hizmetlerini geliştirmeye devam edecekler. Özellikle, öğrenme verisini tutabilme, işleme ve analiz etme konusundaki gelişmelerle, dijital öğrenme daha fazla bireysel öğrenme ihtiyaçlarına cevap veren bir eğitim formatı olacağı için değer vaadi yüz yüze eğitime göre gitgide daha da artacaktır.
5- Dijital Öğrenme’yi 20 yıl sonra nerede görüyorsun? Sence fiziksel eğitim kurumlarına bir alternatif haline dönüşecek mi?
Dijital öğrenme, çok daha kişiselleştirilmiş yani kişinin öğrenme ihtiyaçlarına göre uyarlanabilir anlamlı bir deneyim haline gelecektir. Eğitimcinin artık bilgi aktarmadığı, öğretici rolünden çıkıp kolaylaştırıcı ve rehber olduğu bir ortam hayal ediyorum. Bu, okullar ve eğitimciler için bir paradigma değişikliği demek aynı zamanda. Bildiğimiz anlamda geleneksel eğitimci ve okul kavramlarının olmayacağını, fiziksel okulların daha çok sosyal gelişim için kullanıldığı; akademik gelişimin ise dijital ortamdan sağlandığı karma bir sisteme geçiş yapacağımızı düşünüyorum.