


2023 yılını geride bırakırken, Talentra olarak gezegenimiz için zorlu geçen bu dönemi yenilenme, dayanıklılığımızı artırma ve ilişkilerimizi güçlendirme fırsatı olarak gördük. Bu süreçte farklı alanlardan beslenerek, birbirinden farklı görünen konuların aslında ne kadar iç içe geçtiğini anladık. Bu yıl, bilgi birikimimizi ve ufkumuzu genişlettiğimiz bir dönem oldu. Bu derleme yazısında, yıl boyunca odaklandığımız ana temalara kısa bir bakış atıyoruz.
2023 yılında Talentra Blog’ta güncel konulara değinerek uluslararası okura seslenmeye başladık. Yılın ilk yazısı oyun ve simülasyonların iş yaşamına dahil edilmesi üzerineydi:
İnsan Kaynakları Oyunlaştırıldı
“Oyunlaştırma, bir şirket içinde İnsan Kaynakları işleyişini devrim niteliğinde değiştirme potansiyeline sahiptir. Oyunlaştırma kullanan şirketler, çalışanların iş deneyimini daha keyifli hale getirerek çalışan bağlılığını artırabilir ve personelin performansını, uyumluluk sorumluluklarını ve şirketin hedeflerini daha iyi anlayarak iyileştirebilir.”
Eğitim konusundaki güncel gelişmelerle devam ettik:
Eğitim 1.0'dan Eğitim 4.0'a
“Okullar ve üniversiteler, başarılı mezunlar yetiştirmeye devam edebilmeleri için, tüm endüstrilerde siber-fiziksel sistemlerin yaygın olduğu bir dünyaya öğrencilerini hazırlamak zorundadır. Bu, teknolojiyi müfredata entegre etmeyi ve öğrenme sürecini tamamen değiştirmeyi gerektirir.”
Sınırların işlevini sorguladık:
İşyerinde Sınırlar Oluşturmanın Sanatı
“Sınırlar, bizim durumlarımızın kurbanı olmadığımızı hatırlatır; seçim yapma gücü verir. Kabul edilebilir davranışlar üzerine net sınırlar belirleyerek, herkesin yararına olan saygı ve profesyonellik kültürünü yaratabiliriz. Sağlıklı sınırlar oluşturmanın sürekli bir süreç olduğunu da unutmamalıyız, ancak küçük adımlar atarak ve ihtiyaçlarımıza dikkat ederek, hem üretken hem de tatmin edici bir çalışma ortamı yaratabiliriz.”
Son dönemlerde yaygınlaşan dikkat dağınıklığı konusunu öne çıkardık:
Dikkatiniz Nereye Gitti?
“Odaklanma disiplin ve irade meselesi midir? Gerçekten derin bir odağa ihtiyacımız var mı? Yoksa farklı görevler arasında kolayca geçiş yapabilmek daha kritik bir beceri olabilir mi?”
Derken hepimizi derinden üzen, tüm dünyanın dikkatini asıl olması gereken yere, kırılgan şehir yaşamlarımıza yönelten deprem felaketini yaşadık. Yitirdiğimiz binlerce canın yanında birçok şehrin kültürel mirası ve hafızası da tahrip oldu. Yaşam durdu. Talentra olarak biz de durduk. Bütün enerjimizi deprem bölgesine odakladık. İşe alım deneyimlerimizi, gönüllü olarak, depremzedelerle işverenleri buluşturmak için kullandık. Çatlaklardan şifa vererek ve yenilenerek çıkmaya çabaladık:
Ekinoks, Yas ve Yeni Normalimiz
“Depremden en çok etkilenen şehirlerden biri olan Antakya'da, kayıplarımız için felaketin 40. gününde toplu bir yas töreni düzenlendi. Halk, ellerindeki reyhan çalıları (Myrtus communis) ve bahurlarla (aromatik tütsü) bir yürüyüş gerçekleştirdikten sonra reyhanları enkazların üstüne bıraktı.”
Ekinoks sonrasında yeni bir başlangıç yapmak istedik. Keşfetmeyi keşfettik, gizlenmiş olanı aradık ve aramaya nereden başlayacağımızı sorguladık:
Keşfetmenin Keşfi
"Bildiğimiz yollar bizi bildiğimiz yerlere götürür, tanıdığımız insanlarla karşılaştırır. Bilmenin güvenli patikalarında gezinirken aradıklarımızı bulamayız, bulacaklarımızı ararız, görebileceklerimize bakmaktansa, baktıklarımızı görürüz.”
Keşif yolculuğumuzun hemen ardından, hayatımızın önemli bir bölümünü kaplayan çalışma kavramının oyun ve zamanla bağlantısını araştırdık:
İş, Oyun ve Zaman Üzerine
"18. yüzyılda saatlerin yaygınlaşması ve zamanın hassas bir şekilde ölçülmesi, çalışma saatlerinin daha sıkı bir biçimde düzenlenmesine ve kendimize ait olması gereken zamanların elimizden daha fazla kayıp gitmesine yol açtı. Böylece emek gücü üzerindeki baskı artarken emeğin niteliği de değişmiş oldu. Nitelik gerektiren işler, değiş tokuş edilebilir kas gücüne indirgenmişti artık. Kimliğimizi belirleyen, toplumsal bir bağ kurma şekli olan iş; tutkudan arındırılarak yalnızca hayatta kalmamıza yarayan, irademizi tamamen teslim ettiğimiz ve kolayca takas edilebilen asık suratlı bir edime dönüştü."
Yetenek (Talent) kavramını ele aldığımız üç bölümlük yazı dizisi Talentra için apayrı bir öneme sahipti. Bu yazı dizisiyle yaptığımız işi masaya yatırmış olduk:
Talent'i Geri Kazanmak
"İncil'deki hikâyede “talent”, esasında bir yatırım nesnesidir. Var olan bir değeri olduğu gibi kabul edip onunla sürdürülebilir bir ilişki kurmanın artık kabul görmediği bir çağa geçmiş olduğumuzu imleyen bir anlatıdır aslında Talents meseli. Kullanım değerinin yerine değişim değerinin öne çıktığı bir çağa geçişimizin anlatısı. Elimizdekileri koruyup tutumlu kullanmak artık yeterli olmayacaktır bu yeni çağda, sahip olduklarımızı yatırıma dönüştürmemiz ve değerlerini ikiye katlamamız istenmektedir."
Konsensus kavramının yetenekle ilişkisini açığa çıkardık:
"Başkalarının bizim adımıza tanımladığı sorunları çözme yeteneklerimiz ya sınırlı olacak ya da 'sorun nerede' diye hep birlikte aranıp dururken gerçek sorunlar bizi bireysel yaşamlarımızın içine daha da hapsedecektir. Gün içinde yaptığımız binlerce tercihten en azından birinde yollarımızı kesiştirmek, sorunlarımızı birlikte tanımlayabilmek için güzel bir başlangıç olabilir. Ya da vermek zorunda olduğumuz yüzlerce karardan en azından birini ortak bir şekilde almaya çalıştığımızda, bu güzel başlangıcın üstüne bir taş daha koymuş oluruz."
Yeteneği nasıl işleyebileceğimizi ele aldık:
"Yetenek kavramı, herkesin içinde yüzme imkânı bulacağı büyük bir havuz gibidir. Ancak kimin havuzun neresinde, hangi stilde yüzeceğini açıklamaz. Herkes bir şekilde suyun üzerindedir; su bazen çok dalgalı olur, havuzdakiler yer değiştirmek ya da stillerini gözden geçirmek zorunda kalır. Dezavantajlılar birdenbire bir avantaja sahip oluverir. Suyun dibinde uzun süre kalabilenler, çabuk yer değiştirebilenler, kayalara tutunabilenler... Havuz başlı başına bir ekosistemdir. Dolayısıyla dış koşullar, yapılacak iş ve hedefler tanımlanmadığı sürece yetenek kavramı sığlaşarak işlevini yitirebilir."
Emeğin değeri ve adil ücret konularına değindik:
Emeğin Değeri Üzerine
"Ücret karşılığı çalışma, ekonomi tarihinde görece yakın bir dönemde kendine yer bulmuştur. Daha önceki dönemlerde ağır işler, köle ve serfler tarafından, yaşamlarını sürdürebilme karşılığında gerçekleştirilirken, ancak vasıflı ve özgür işçiler, emeklerinin ürünü olan malları bir fiyat karşılığında satma hakkına sahipti. Ekonomik üretimin modernleşmesi ve kapitalizmin yaygınlaşmasıyla birlikte, emek değeri daha belirginleşmiş, bu dönemde, ücret karşılığı çalışma bir norm haline gelmiştir."
Değer konusuna bir de nitelikli emek üzerinden bakmaya çalıştık:
Nitelikli Emeğin Değeri Üzerine
"Nitelikli emek, işletmelerin üretkenlik, iş kalitesi ve yenilikçi çözümler oluşturma kapasitesini belirler. Gerekli bilgi, beceri ve deneyime sahip nitelikli işçiler, daha az hata yapar, daha hızlı ve verimli çalışır. Bu durum, üretim sürecinin genel kalitesini ve hızını artırırken, maliyetleri düşürür ve işletmelerin daha fazla değer yaratmasını sağlar. İşletmelerin piyasa koşullarında rekabet edebilmesi ve sürekli yenilik yapabilmesi için, işgücünün beceri setlerini geliştirecek eğitimlere yatırım yapması hayati önem taşır. Çalışanların yeteneklerinin en iyi şekilde kullanılması ve bu yeteneklere uygun bir ücret ödenmesi de esastır."
Yaşanan ekstrem küresel sıcaklıklar Talentra olarak bizim de keyfimizi kaçırdı:
Çok Sıcak Daha da Sıcak Olacak
"Küresel sıcaklıklar, birçokları için hiçbir anlam ifade etmeyen pik yapmakta olan grafiklerin dışına taşarak, artık kimsenin inkâr edemeyeceği bir ortalamanın üstüne yükseldi. Küresel ısınma realitesini ancak bedenlerimiz sıcaktan kavrulunca kabul edebilmemiz ne ironik! Artık yepyeni bir aşamanın içinde olduğumuzu söyleyebiliriz. İklim değişikliği inkârı safhasını geride bıraktık. Gerçek çözümler bulabilmek için, şimdi, iklim ertelemeciliğinin diğer biçimlerini aşmamız gerekiyor."
Dönüşüm imkânlarını zorlayabilmek için anlatının derinliklerinde gezindik:
Yeni Bir Anlatı Oluşturmak
"Yerkürenin insan türü tarafından enfekte edilmesi, tarihsel bir zorunluluktan öte, bazı tercihlerin sonucu. İşte bu tercihlerin kökeninde uygarlığımıza bugünkü yayılmacı ve yabancılaşmış karakterini kazandıran bir anlatı yer alıyor. Birbirinden farklı mikro kültürlerin mikro hikayelerini kendinde toplayarak bambaşka yaşam olasılıklarını, kültürleri ve uygarlıkları yok eden, tek ve büyük, totaliter ve merkeziyetçi bir anlatı..."
Sıcaklıklar bir nebze azaldığında, yeniden ana konumuza, işe alıma yöneldik:
İşe Alımda Modern Yaklaşımlar:
"İşe alım süreçlerinde, adayların sahip olduğu eğitim değil, aynı zamanda öğrenmeye olan yatkınlıkları ve sürekli öğrenme kapasiteleri de ön plana çıkıyor. Teknolojik değişimler ve sektörlerin hızla evrimleşmesi nedeniyle, mevcut bilgi ve becerilerin hızla eskidiği bir dünyada, sürekli öğrenme yeteneği bir avantaj haline gelmiştir. Adayların bu kapasiteye sahip olup olmadığı, işe alım sürecinde değerlendirilen kritik faktörlerden biri olmaya başlamıştır."
Gezegenimizin yaşadığı krize kayıtsız kalmadan, işimiz ile ekosistemi nasıl uyumlandırabileceğimize kafa yorduk:
Biyomimetik: İş Dünyası Doğal Süreçlerden İlham Alabilir mi?
"Ekosistem odaklı iş modelleri, doğanın döngüsel ve entegre yapısından ilham alarak, sürdürülebilirlik ve verimlilik ilkelerini iş dünyasına taşır. Örneğin, bir şirket, üretim sürecinde oluşan atıkları bir başka şirketin hammadde ihtiyacını karşılamak için kullanabilir. Bu, karbon ayak izini ve atık miktarını azaltırken, işbirliği ve karlılık yaratır. Ekosistem odaklı iş modelleri, aynı zamanda çoklu paydaş ilişkilerini de dikkate alır. Bu yaklaşımla, tedarikçiler, müşteriler, iş ortakları ve hatta rakipler, bir ekosistem içinde birbirlerine değer katarak sinerji yaratabilirler. Bu, doğadaki ekosistemlerde görülen türler arası etkileşim ve işbirliğine benzer."
Bilimde ve iş yaşamında giderek yaygınlaşan transdisiplinerliğe bir bakış attık:
Transdisiplinerlik: Yükselen Trend
"Farklı disiplinlerden gelen bilgi ve becerilerin entegrasyonu, hem bilimde hem de iş dünyasında daha bütünsel, yenilikçi ve etkili çözümler oluşturmanın anahtarıdır. Transdisipliner yaklaşım, sadece mevcut sorunlara entegre çözümler sunmakla kalmaz, aynı zamanda geleceği şekillendirecek yenilikçi fikirlerin de doğmasına olanak tanır."
Bizi en çok içine alan konulardan biri kırılganlık ve dayanıklılık konusuydu:
Dayanıklılık Kırılganlığın Yanıtıdır
"Zolli ve Healy'ye göre dayanıklı sistemler, başarısız olsalar bile bunu zarif bir şekilde gerçekleştirir. Bu zarifliğin anahtarı ise şu mekanizmalardır: tehlikeli durumlardan kaçınma, girişimleri tespit etme, bileşen hasarını en aza indirme ve izole etme, kaynakları çeşitlendirme, gerekirse minimum düzeyde çalışmayı sürdürme ve radikal bir değişimin ardından kendi kendini düzenleme, yeni normale entegre etme. Hiçbir sistem mükemmel değildir, aslında tam tersi: Görünüşte mükemmel olan sistemler en kırılgan olanıdır, ara sıra başarısızlığa uğrayan dinamik bir sistem en sağlam sisteme dönüşebilir."
Talentra olarak Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali'ne destek verdik. Bu güzel adada içimiz içimize sığmadı. Deneyimlerimizi ve söyleşimizi bloğumuza taşıdık.
BIFED Günlükleri ve Talentra Söyleşisi
“Ege kıyısında küçük ve yavaş bir kasaba... Yerel halkın katkısıyla, tamamen dayanışmayla örülen uluslararası bir belgesel festivali... Farklı kültürlerin kök salarak zenginleştirdiği Bozcaada'da onuncu defa düzenlenen bu festivalin sloganı "Can yelekleri koltukların altında değildir" idi, teması ise savunucuları savunmaktı. Talentra olarak böylesine değerli bir festivali desteklemek bizim için mutluluk vericiydi.”
Sürdürülebilirlik kavramı bizim için olmazsa olmazdı:
Sürdürülebilirlik Üzerine
“İklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin azalması, su ve hava kirliliği gibi konular, tüm dünyada hükümetler, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları için öncelikli hale gelmiştir. Böylece, daha önceleri nispeten geri planda kalan ‘sürdürülebilirlik’ konusu, artık neredeyse bütün uluslararası toplantıların ana gündem maddelerinden biridir. Sürdürülebilir kalkınmanın temel ilkeleri, Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalarla güçlendirilmiştir. Bu anlaşma, küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutmayı hedefleyerek ülkelerin karbon emisyonlarını azaltma taahhütleri içermektedir.”
Kariyere farklı bir açıdan baktık:
Kıvrımlı Bir Yola Doğru: Yeni Kariyer Yaklaşımları
“Ücretliler bile bireysel girişimci olacak, kendi kariyerlerini küçük bir işletmeyi yönetir gibi yönetecekler, demişti Pierre Levy, World Philosophie'de (2000). Elbette bunu eleştirel bir pencereden belirtmişti. Kendilerini yeniliklere hazır hale getirecekler. Kişinin kendisi bir işletme olacak…”
İş dünyası üst düzey işten çıkarmalarla sarsılırken biz de işten çıkarma ve iş etiği konularına kendi penceremizden baktık:
İşten Çıkarmalar ve İş Etiği: Modern Çıkmazlar
“İşten çıkarmaların, çalışanların performansı, deneyimi, şirkete olan katkısı gibi unsurları içerecek şekilde nesnel ve adil bir şekilde gerçekleştirilmesi; çalışanların işten çıkarma gerekçeleri, tazminat paketleri ve yeniden istihdam olanakları hakkında bilgilendirilerek şeffaflığın gözetilmesi; işten çıkarılan çalışanların duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarının gözetilmesi gerekmektedir.”
Talentra olarak, 2024'e yenilenmiş bir enerji, açık bir zihin ve kararlı bir irade ile adım atıyoruz. Bu yolculuğa ortak olan herkese teşekkür eder, gelecek yıl için heyecan ve umut dolu bir bekleyiş içinde olmanızı dileriz. Kendimizi kaybolmuş hissedersek Karayip Korsanları filmindeki kayıp ülkeyi arayan Kaptan ve tayfanın diyaloglarından ilham alabiliriz:
“Kaptan kaybolduk!” “O halde çok yaklaştık.”