


Okuma Süresi: 9 dakika
Bir an için, Fransızca dersi veren bir ördeği, kara delik etrafındaki yörüngede yapılan bir masa tenisi maçını veya bir ananası burnunun ucunda tutan bir yunusu düşünün. Büyük ihtimalle bunlardan hiçbirini gerçek olarak görmemişsinizdir, ama hepsini hayalinizde hemen canlandırabilirsiniz.
Peki, beyin hiç görmediği bir şeyin görüntüsünü nasıl oluşturur?
Bu, her zaman yaptığımız bir şey olduğu için zor gibi görünmeyebilir. Ama aslında, beyinde çok gelişmiş bir koordinasyon olmasını gerektiren karmaşık bir iştir bu. Çünkü bu yeni, tuhaf görüntüleri yaratmak için, beyin bildiği kısımları alıp bunları sanki fotoğraf parçalarından bir kolaj yapar gibi, yeni bir şekilde birleştirir. Beyin, bu tip görüntüleri oluşturmak için hokkabazlıklar yaparak, binlerce elektrik sinyalini varış noktalarına tam zamanında ulaştırmak zorundadır.
Bir cisme baktığımızda, beynin arka tarafındaki kortekste, görme merkezinde binlerce sinir hücresi canlanır. Bu sinir hücreleri cismin farklı niteliklerini kodlarlar: Dikenli, meyve, kahverengi, yeşil ve sarı gibi. Bu eş zamanlı canlanma, o nöron takımı arasındaki bağlantıları kuvvetlendirir ve buradaki örnekte ananas için olduğu gibi onları nöronal grup adı verilen bir şekilde birbirine bağlar.
Zihinsel imgeler avantajlı, gereksiz veya yıkıcı olabilir. Artık metodolojik kısıtlamaların üstesinden gelindiğinde, araştırmalar, görsel imgelemenin, ön korteksten duyusal alanlara kadar, varsayılan mod ağıyla örtüşen bir beyin alanları ağını içerdiğini ve afferent algının zayıf bir versiyonu gibi işlev görebileceğini göstermiştir. Görüntü canlılığı ve gücü, tamamen yokluktan (afantazi) fotoğrafa benzeyecek bir noktaya (hiperfantazi) kadar değişir. Birincil görsel korteksin hem anatomisi hem de işlevi görsel imgeleme ile ilgilidir. Bir araç olarak imgelemenin kullanımı, birçok birleşik bilişsel süreçle bağlantılıdır ve imgeleme, nörolojik ve zihinsel bozukluklar ve tedavilerde hem semptomatik hem de mekanik roller oynar.
Hebbian Öğrenme Kuralı
Nörolojide, eş zamanlı canlanan nöronların birbirine bağlanmasına Hebbian Kuralı denir. Ananası daha sonra hayal etmeye çalıştığınızda, bu grubun tamamı harekete geçerek, zihindeki görüntüyü oluşturur. Yunuslar daha farklı bir nöronal grupla kodlanır. Aslında gördüğünüz her şey, eşzamanlı canlanıp birbirine bağlanmış bir nöron grubuyla kodlanmıştır.
Fakat bu prensip, hiç görmemiş olsak bile, sonsuz sayıda şeyi hayalimizde nasıl canlandırdığımızı açıklamaz. Burnunun ucunda bir ananası tutan yunusa ait bir nöron grubu yoktur aslında. Öyleyse, bunu hayalimizde nasıl canlandırabiliriz?
Zihinsel Sentez Teorisi
Zihinsel Sentez Teorisi adındaki bir hipotez, zamanlamanın temel unsur olduğunu varsayar.
Eğer yunus ve ananasa ait sinir hücresi grupları aynı anda aktif hâle gelirse, biz de iki farklı objeyi tek bir görüntü olarak algılayabiliriz. Fakat beyindeki bir şeylerin bu aktivasyonu düzenlemesi gerekir. Zihinsel sentez teorisine göre, prefrontal korteksteki sinir hücreleri, bu sinir hücresi lifleri üzerinden, aynı bir kuklayı iplerinden çekerek oynatır gibi, arka korteksteki birçok gruba elektriksel sinyaller yollar. Bu onları hep birlikte etkinleştirir.
Eğer sinir hücresi grupları aynı anda etkinleşirse, birçok parçadan oluşan bu görüntüyü sanki gerçekten görüyormuş gibi hissedersiniz. Prefrontal korteks tarafından, farklı nöron gruplarının bu şekilde kasıtlı olarak senkronize edilmesine zihinsel sentez denir.
Zihinsel sentezin yapılabilmesi için, sinyallerin her iki nöron grubuna da aynı anda ulaşması gerekir. Ne var ki, bazı nöronlar prefrontal kortekse diğerlerinin olduğundan çok daha uzaktır. Eğer sinyaller her iki lifte de aynı hızda iletilirse, birleşim için eş zamanlı olarak ulaşamazlar. Bağlantıların uzunluğunu değiştiremezsiniz, ama beyinde, özelikle de çocuk yaşlardaki gelişim sırasında, iletim hızını değiştirmenin bir yolu vardır.
Miyelin Tabakasının Hayal Gücünün Oluşmasındaki Rolü
Sinir hücresi lifleri, miyelin adı verilen yağlı bir maddeyle kaplıdır. Miyelin yalıtkan bir maddedir ve elektrik sinyallerinin sinir lifine doğru daha hızlı hareket etmesini sağlar. Bazı sinir hücresi lifleri neredeyse 100 kat miyelin ile kaplıdır, diğerlerinde ise sadece birkaç kat vardır. Daha kalın miyelin tabakasıyla kaplı olan lifler, sinyalleri daha ince tabakaya sahip olanlardan en az 100 kat daha hızlı iletirler. Artık bazı bilim insanları, miyelin tabakasındaki bu farklılığın beyindeki eşit dağılımlı iletim hızının ve buna bağlı olarak da zihinsel sentez yeteneğimizin temeli olduğunu düşünüyor.
Çocukluk Döneminin Hayal Gücüne Etkisi
Bu miyelin katmanlarının çoğu çocukluk döneminde oluşur. O hâlde, çok küçük yaşlardan itibaren bizim parlak hayal gücümüz, hayatımız boyunca yaratıcı senfonileri ustalıkla işleyecek miyelin bağlantıları dikkatle oluşturulmuş beyinler geliştirmekle büyük ölçüde ilgilidir.
Hayal Gücü ile Görsel İmaj Oluşturamama
İlk olarak Charles Darwin'in kuzeni Francis Galton tarafından 1880 yılında tanımlanan afantazi veya afantazya (İng: "Aphantasia"), istemli bir şekilde zihinsel görüntüler üretememe durumuna verilen bir isimdir. Yunancadaki "phantasia", yani "hayal gücü" kelimesinin önüne olumsuzluk eki getirilerek türetilen afantazya sorununa sahip bu kişiler, bir arkadaşlarının yüzünü veya kendi evlerini zihinlerinde hayal edemezler. Her ne kadar bugüne kadar oldukça az anlaşılmış bir zihinsel problem olsa da, bilim insanları bu durumun altında yatan zihinsel özelliklerini yavaş yavaş açığa çıkarmaya başladılar.
Kısaca bahsetmek gerekirse, "afantazlar" olarak bilinen bir grup insan, çok tanıdık yerleri veya aile üyelerini bile akıllarında canlandıramıyorlar. Bilim insanları bu yetersizliği "afantazi" ya da "afantazya" olarak adlandırıyor. Bu olguyu araştıran birçok çalışma, etkilenen kişilerin öznel deneyimlerini ortaya çıkaran anketlere dayanmaktadır. Ayrıca, bilişsel testler ve beyin taramaları da bazı insanların gerçekten zihinlerinde resim canlandırma yeteneğinden mahrum olduğunu gösteriyor. Ne var ki afantazi, yaratıcılığı olumsuz etkilemiyor gibi gözüküyor. Çoğu afantaz, yaratıcılık gerektiren mesleklerde başarılılardır ve afantazların, "zihin gözü eksikliğini" telafi edecek yolları geliştirmişlerdir.
Şu anda İngiltere’deki Exeter Üniversitesi’nde nörolog olan Adam Zeman da afantazi konusunda çalışmalar yaptı. Zeman’ın çalışmalarının yayımlanmasından sonra, afantaziye sahip çoğu insan "zihin gözüyle görmek" diye bir şey olduğunu fark etti. Birçoğu, onları diğerlerinden ayıran şeyin bir isminin olmasını rahatlatıcı buldu. Görselleştirme yetersizliklerini kelimelerle anlatmayı zor buluyorlardı. Açıklamaya çalıştıklarında ise genelde insanlar onları anlamıyordu. Zeman, bu insanların genellikle çok minnettar olmalarına şaşırmıştı.
Zeman’a ulaşan kişilerden biri, Berlin’den John Schlatter idi. Schlatter, kendi yetersizliğini keşfediş anını anlatıyor: Schlatter, afantazinin tanısında önemli bir test olarak bilinen VVIQ testinde çok düşük puan aldı. Galton’ın 1880’lerdeki çalışmasındaki katılımcılar gibi, Schlatter da her zaman "solan anılar" veya "sana bir resim yapmama izin ver" gibi ifadelerin sadece söz öbekleri olduğunu düşünüyordu. Ama bir gece, katıldığı bir ev partisinde, yanıldığını anladı. Mutfakta, bir kişinin aynı anda bir şeyi nasıl görebileceği ve onun zihinsel bir görüntüsünü yaratabileceği hakkında bir sohbete dahil oldu. Başta soru ona çok saçma geldi; ama sonradan diğerlerinden, zihinde görüntü oluşturma konusunda farklı olduğunu fark etti. Sonraki sabah arkadaşlarına deneyimleri hakkında sorular sormaya ve internetten araştırmalar yapmaya başladı. Büyük bir şaşkınlık içinde, zihinde görselleştirme yeteneğinin, her ne kadar kendisi için olmasa da gerçek olduğunu gördü.
Schlatter keşfini arkadaşlarıyla ilk tartışmaya başladığında, Zeman’ın da hemfikir olduğu "insanların zihinde görüntüleme yeteneklerinin farklı olduğu" gerçeğini öğrendi. Zeman’ın 2015 çalışması, 121 kontrol deneğini içeriyordu. Çoğu, orta derecede iyi bir görselleştirme yeteneği gösterdi. Ancak, test ölçeğinin iki tarafında da uç değerler vardı ve çoğu katılımcı alt uç sınıra değil de üst uç sınıra düşüyordu. Zeman, ortalamanın üstünde canlı görsel oluşturma yeteneğini "hiperfantazi" olarak adlandırdı.
Hayal gücü ile görüntü oluşturamama konusu oldukça derin ve uzun bir konu, bunun yaratıcılığa etkisi olup olmadığı ise bilinmiyor.
Kaynakça
The neuroscience of imagination - Andrey Vyshedskiy
Afantazya (Afantazi) Nedir? Zihin Gözü Kör Olduğunda, Hayal Gücü Nasıl Çalışır? - Evrim Ağacı