


Okuma Süresi: 5 dakika
Çoğumuz kariyer basamaklarını tırmanırken, çalıştığımız yerde kendimiz gibi olamadığımızı; bizden beklenenler ya da yaptıklarımız yüzünden kendimize ve doğrularımıza ters davrandığımızı hissetmişizdir. Böyle bir hissiyatın ardından da kendimizi, şirketteki yerimizi ve geleceğimizi sorgulamış olabiliriz. Ancak, son zamanlarda hayatımıza yeni bir kavram olarak giren ‘sahicilik paradoksu’, tam da böyle hissedilen durumlar için farklı bir perspektif ortaya koyuyor.
Bu kavram, belirli bir oranda taviz verilmesinin kariyerimizde ilerleyebilmek adına faydalı olacağını belirtiyor. Özellikle parlak bir çalışan olmaktan yöneticiliğe terfi etme, miras kalan bir ekibi devralma, yeni bir şirkette işe başlama gibi adaptasyonun gerektiği konularda; sahiciliğin dozajı arttıkça başarılı bir lidere dönüşmek zorlaştığı için, bu paradoksu kırmanın önemi vurgulanıyor.
Çalışan ve Yönetici Olmanın Farkı
London Business School’da eğitim veren profesör Ibarra’nın literatüre kazandırdığı bu kavram; neden çok iyi bir çalışanın, çok iyi bir yönetici olmadığını ya da iyi bir yöneticinin neden güçlü bir lider olamadığını ilginç bir şekilde açıklıyor. Ibarra’ya göre bizi başarılı bir çalışan yapan; kendi azmimiz, güçlü bireysel özelliklerimiz ve yaklaşımımızken; ekibi veya kuruluşu başarılı kılan, onlarla bütünleşebilme, yani birlikte yeni bir kimlik geliştirebilme özelliğidir. Şartların bizi zorlamadığı ya da bireysel risklerin ötesinde bir durum oluşturmadığı durumlarda karar vermek ve içgüdümüzü dinleyerek doğal eğilimlerimize göre hareket etmek, kanıksanmış bir davranışken; zorlu bir yöneticiliğe veya liderliğe adım atıldığında, ekibin ve kurumun ihtiyacını karşılayabilecek “yeni” bir kişi olmamız kritik bir önem taşıyor.
Örneğin; agresif bir hıza ve baskın bir çalışma tarzına sahip bir çalışanın yöneticiliğe yükseltildiğini düşünelim. Yöneteceği ekip; ancak fikir birliğine önem veren, paylaşımcı ve uyumlu bir yönetim tarzı ile verimli çalışabiliyorsa, yeni yöneticinin meyilli olacağı dayatıcı tarz, ekiple yeni yönetici arasındaki uyumu olumsuz yönde etkileyecektir. Yönetici adayı, bireysel olarak tırmandığı kariyer merdivenlerinde bu yaklaşımının olumlu etkilerini gördüğü için; devraldığı ekibe kendini kabul ettirmek adına kendi tarzına uygun bir liderlikle ilerlemeye çalışırsa, tahmin bile edemeyeceği bir tablonun oluşmasına sebebiyet verebilir. Bunun yerine, atandığı yeni görevinde ekibi de tanımaya yönelik hamleler yaparak; ekibin ruhunu anlamaya çalışmak ve buna göre kendisine yeni bir kimlik inşa etmek, bu görevinde de başarılı olmasına zemin hazırlar. Bu şekildeki bir yaklaşımı kendisine ait hissetmeyip; “Bu liderlik tarzı bana uymuyor, ben bu değilim.” şeklinde düşünerek ekibin beklentisini göz ardı ettiği sürece, ne yazık ki iyi bir çalışan olmaktan öteye gidemeyecek ve iyi bir yönetici olamayacaktır.
Liderliğin Yolu: Dönüşebilmek
Kendi kimliğimizin dışında davranmak, aslında bize kendimizi “sahte”, “benliğimize ters” gibi hissettirse de; özümüze sadık kalma pahasına, ekibin veya kuruluşun ihtiyaçlarını göz ardı etmek, başarılı bir yönetici olmamızı ne yazık ki engeller. Bunun aksine, ekibin ihtiyacına, beklentisine yönelik farklı liderlik tarzlarını deneyerek, hem ekibi güçlü kılmak hem de kendimizi güçlendirmek, bizi başarıya götürür. Çalıştığımız kuruluşun beklentisi her zaman kimliğimizle örtüşemeyeceği için, özgün duruşumuz ve değerlerimizi de dengeleyerek, o kuruluşta kendi kimliğimizi var edebilmek, bizi başarılı bir yöneticiye ve hatta bunun da ötesinde başarılı bir “lidere” dönüştürür.
Kariyerimizde öncü olabildiğimiz, yol gösterebildiğimiz bir liderlik noktasına gelmek istiyorsak, karşılaşacağımız bu tür zorluklar karşısında; “Özüme aksi şekilde hareket etmem bekleniyor.” algısını benimsemek yerine; bu gibi durumları kendimizi geliştirmek için bir fırsat olarak görebilmeliyiz. Çünkü ancak bu yaklaşıma sahip çalışanlar; konfor alanlarından çıkmaya cesaret ederek, başarılı yöneticilere ve liderlere dönüşür.
Yazının başında belirttiğimiz gibi, ‘sahicilik paradoksu’ nispeten yeni bir kavram olsa da; iş dünyasının ilgisini fazlaca çektiği için, yapılan araştırmalar sayesinde liderliğe farklı bir perspektiften bakılmasını sağlıyor. İleride, sahiciliğin de fanatik bir şekilde savunulmaması gerektiğine ve limitleri zorlayarak dönüşümden geçmenin bizi zirveye çıkardığına dair birçok paylaşım duyacağız gibi duruyor!
Kaynaklar:
Kolektif, Yeni Yönetici, 1. Baskı (2019)