


Okuma Süresi: 5 dakika
İskandinav mitolojisindeki belki de en güzel hikayelerden biri, bilgelik yolunda tek gözünü vermeye ikna olan Odin’in hikayesi.
Tanrıların kralı, savaş ve bilgelik tanrısı Odin, bilgelik kazanmak için Aesir kavmi tanrılarının en bilgesi Mimir’in kuyusunun başına gider. Mimir’den, onun kuyusundan su içmek için izin ister. Mimir bunun ancak Odin’in bir fedakarlık yapması ile mümkün olabileceğini söyler. Odin her ne kadar ben senin yeğeninim, annem senin kız kardeşin, bana da mı fedakarlık? dese de, Mimir şartından vazgeçmez. Ve Odin’den, eğer bilgelik kazanmak istiyorsa tek gözünü feda etmesini ister.
Odin, bunun üzerine tek gözünü çıkarır ve kuyuya atar. Mimir de Odin’in kuyudan su içmesine izin verir. Ve Odin, tek gözüyle, dünyayı çok daha büyük ve iyi bir anlayışla görür. Bu nedenle Odin tasvirlerinde tek gözünün güneş gibi parlak resmedildiğini görürüz.
Mitlerin yazı öncesi çağdan kaldığını, kuşaklarca ağız yoluyla aktarıldığını düşündüğümüzde kuzey mitolojisindeki bu hikaye başka bir anlam da kazanıyor. Çünkü bu, birkaç kuşağın iyi bir liderin sınırlarının ve yeteneklerinin farkında olması - daha iyi, bilge, güçlü olabilmek için fedakarlıklarda bulunması gerektiği öğretisini dinlediği anlamına geliyor. Kültürel tarih ve toplumsal bellek, bu hikayeyi özümsüyor.
Yalnız mitoloji de değil, kışların zorlu geçtiği, toprağın çok verimli olmadığı, ticaret için mükemmel bir coğrafi konum olmayan, hayvanların dışarıda barınamadığı bir iklimin hakim olduğu bir yerden bahsediyoruz. Bu koşullarda hayatta kalabilmek için insanların yardımlaşması en başından beri bir zorunluluk. Ve bu koşullarda liderlik etmeyi düşünen kişinin, insanların ihtiyaçlarını gözetmesi, bu yardımlaşmanın büyük bir parçası olması gerektiği de yadsınamaz bir gerçek.
Bir liderin meşruiyeti de onun liderlik ettiği kişiler tarafından kabulüne dayandığına göre, kuzeyde liderliğin destekleyici ve yardımlaşmayı kolaylaştırıcı bir çerçeve içinde ilerlemesini beklemek, doğru bir akıl yürütme olabilir.
Kimdir peki bir lider? Bilimin mevcut bulgularına göre, yaklaşık 4,5 milyar yıl yaşında olan dünyamızda, bugüne kadar yaşanan savaşlarda, kurulan devletlerde, ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik olaylarda, yazılan hikayelerde ve mitlerde öne çıkan ana unsurlardan biridir. Tarih boyunca toplulukları motive etme, içinde bulundukları zor durumlardan çıkarma gibi görevlerde büyük rol oynamış kişilerdir. İş dünyasında da, her alanda olduğu gibi, rollerinin hakkını verdikleri derecede öne çıkarlar.
Zaman zaman yönetici olmak ve lider olmak kavramları arasında bir fark olduğunu ifade eden yazılar veya gönderiler ile karşılaşırız. Bu doğrudur, birini veya birilerini “yönetmek” kelimesi hem literatürde hem de bazı kurumlarda yer bulsa da, günümüzde geçerliliğini yitirdiğini görüyoruz. Daha motive, daha uyumlu ve daha verimli çalışabilmek için artık ihtiyaçlarımız işlere göre farklılık gösteriyor. Rahat ve güvenli bir iş ortamı, açık iletişim kurabileceğimiz iş arkadaşları ve bizi dinlemeye hazır bir lider ihtiyacı artıyor. Bunun pek çok sebebi olabilir. Asırlar önce kuzeyde yardımlaşmayı mecbur kılan koşullarla aynı olmasa da, bizi de bu yöne iten başka koşullar var.
Yaratıcılık ve odak gerektiren, pek çok kişi tarafından aynı anda yapılan, fabrikalardan çıkıp, masaların başına taşınan bir üretim dalgası örneğin. Hizmet veya ürünlerin en verimli şekilde üretilebilmesi için, bir kolaylaştırıcı role ihtiyaç duyuyoruz. Bu rol, liderlere düşüyor.
Ve bunu takiben, bilgi çağında olduğumuz, kuşaklar arası bilgi farklılıklarının görünür olduğu günümüzde yeni bir yaklaşımı duyuyoruz. Bu yaklaşım; Mütevazı Liderlik - Humble Leadership.
Mütevazılık, bu liderlik yaklaşımında; bireysel kimliklerin, güçlü yanların ve sınırlamaların, yetersizliklerin farkında olunması sayesinde kendi kendini anlama durumunu gösteren bir özellik, bir erdem olarak yer buluyor.
Liderlerin kendilerini ön plana çıkaran kahramanca eylemlerinden ziyade, işbirlikçi uygulamalara yer vermesi bekleniyor. Diğer bir ifadeyle liderliğe bakış, liderlerin az otorite kullanan, dinamik, içinde bulunduğu süreçleri dönüştürmeyi amaçlayan, izleyicilerini geliştiren ve onlara karşı olumlu davranışlar sergileyen, bencillikten uzak ve ilişki kuran kişiler olduğu yönünde dönüşüme uğruyor.
Kendi güçlü yönlerinin ve geliştirilmesi gereken yönlerinin farkında olan ve bu gelişim adına çaba sarf etmekten çekinmeyen bir lider, esnek, ihtiyaçlarının farkında olan, daha da önemlisi insan olan bir lider profilinden bahsedebiliyoruz artık.
En başta Odin hikayesinden bahsettik. Bu hikayede Odin’in, kendi güçlü yanlarının ve yetersizliğinin de farkında olarak, mütevazı bir yaklaşımla bilgelik arayışına çıkmasını anlatıyordu. Bilgelik, kahramanca bir eylemden ziyade, bir lider olarak Odin’in fedakarlık ve işbirliği ile ulaştığı bir erdem olarak karakterine ekleniyor.
İş dünyasında mütevazı liderlik yaklaşımını Owens ve Hekman sayesinde 8 yıl önce konuşmaya başladık. Kuzeyde ise, asırlar öncesine dayanan bir hikayede izlerine rastlıyoruz. Yardımlaşmanın, birlikte çalışmanın hem bir zorunluluk hem de bir kültür haline geldiği günümüz koşullarında, kuzeydeki liderlerden ve çalışma kültürlerinden öğreneceğimiz çok şey olabilir gibi görünüyor.
Kaynakça